| Darbecilere suçüstü |
|
|
|
| Pazar, 21 Haziran 2009 20:35 |
|
Volkan Akyıldırım Mutabakçılar fena çuvalladı Sosyalist Emek Hareketi adına açıklamalarda bulunan Ertuğrul Kürkçü gibiler Ergenekon soruşturmasının önemsiz olduğunu, çünkü TSK-AKP-ABD mutabakatına dayandığını söylüyordu. TSK’nın bir dairesi mutabakat içinde olduğu söylenen seçilmiş hükümeti devirmek yolunda çeşitli kararlar alıyor, andıçlar yayımlıyor. Başbakan çıkıp “hesap soracağız” diyor. Ortada bir mutabakat yok. Kendilerini bu devletin ve yaşayanların sahibi olarak görenlerin planlarında hiçbir değişiklik yok. Hafta sonu gerçekleştireceği kongre öncesi bir siyasi değerlendirme yayımlayan ÖDP davayı bir Amerikan komplosu olarak değerlendiriyordu: “Ergenekon soruşturması etrafında oluşan toz bulutunun gerisine baktığımızda, esasen ABD’nin Türkiye’de, Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya, Kafkaslardan Güney Asya’ya uzanan coğrafyada enerji kaynakları üzerinde hakimiyet kurmak için yürüttüğü siyaset konseptine uygun bir yapılanmayı inşa etme çabası vardır.”* ÖDP’ye göre asıl darbe yapan seçilmiş hükümet. TSK’nın en tepesindeki isim ise iki hafta önce Washington’da ABD’ye yakın işbirliği çağrısı yapıyor. TSK’ya bağlı bir birim ise andıç hazırlıyor. Ama ÖDP siyasete aktif olarak müdahale eden TSK’yı eleştirmiyor. ÖDP’nin “toz bulutu” dediği zinde güçlerin Alevileri Sünnilere karşı kışkırtmak da dahil olduğu onlarca kara girişim. ‘Fetullahçı’ Türk solunda en popüler olan kavramlardan biri Fetullahçı. Kim darbeye karşı çıkıyorsa o Fettulahçı ilan ediliyor. Ergenekon’un üzerine sonuna kadar gidilsin diyenler “fetocu” olarak adlandırılıyor. Taraf’ın yayımladığı andıç bu propagandanın kimler tarafından hangi amaçla üretildiğini ortaya koydu. Darbeciler, TSK içinde ve toplumda “düşman” olarak adlandırılanlara Fetullahçı damgası vurulmasını emrediyor, “solcular” uyguluyor. Türkiye’nin en büyük cemaatlerinde biri olan Fetullah Gülen ve izleyicilerinin bir tehdit olduğu 2005’e kadar sadece Ergenekon zanlısı İşçi Partiler ve Cumhuriyet yazarları tarafından dile getiriliyordu. 2005’ten itibaren mantar gibi türeyen ulusalcı web sitlerinden yayılmaya başlandı. Aynı dönemde solda da yaygınlaştı. TKP ulusalcı güçlerle uyumlu olarak Fetullahçılığı bir tehdit olarak gösterdi. ÖDP’de bu çizgiyi benimsedi. Hep birlikte bağırmaya başladılar: Taraf yazarları, Sosyalist İşçi yazarları, insan hakları savunucuları, darbeye ve Ergenekon çetesine karşı çıkanlar Fetullahçı! Bugüne kadar bu suçlamayı sürdürenler tutumlarını gözden geçirmelidir. Andıcın ardından sağa sola Fetullahçı demeye devam edenlere kuşkuyla bakılmalıdır. 18 Temmuz’da sokağa Darbe girişimleri hala devam ederken darbelere karşı çıkan ve özgürlük isteyenler buna sessiz kalamaz. 21 Haziran 2008’de ilk kez ağır çekim darbeye karşı yürümüştük. Kürt, Türk ve Ermeniler, başı örtülü başı açık kadınlar, eşcinseller, sosyalistler, fakirler, dindarlar, demokratlar hep birlikte darbelere dur demiştik. Şimdi yeniden kol kola girme ve sokağa çıkma zamanı. Darbecilerin yargılanması ve cezalandırılmasını istemenin vakti. DSİP’in de kurucularından biri olduğu Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu 18 Temmuz’da İstanbul’da özgürlük için yürüyor. Andıçları, toplumu biçimlendirme planlarını kitlesel mücadeleyle boza- biliriz.
Hrant’ın katili Ergenekon çetesi!
|