| Borç tuzağı, sosyal yıkım, darbelere destek |
|
|
|
| Cumartesi, 19 Aralık 2009 21:15 |
|
Aynur Karaş IMF'ye karşı çıkmalıyız, çünkü Ruanda'yı unutmamak zorundayız. Hutularla Tutsileri unutmamak zorundayız. Sadece Tutsi oldukları için üç ay içinde bir milyon kişi yok edildi. Aynı dönemde yaşamını yitiren yüzlerce Hutu'yu da unutmayalım. 1990 ve1992 yıllarında askeri harcamalar üç kat arttı. IMF-DB'nin dikte ettiği politikaların etkisi ve kahve kurunun dünya piyasalarındaki düşüşü Ruanda bunalımında kilit bir rol oynadı. Toplumsal hoşnutsuzluk Habyarimana rejimi tarafında soykırımın gerçekleştirilmesine doğru yönlendirildi. IMF ve DB'nin politikaları gözlerimizin önünde büyük bir soykırımın gerçekleşmesine neden oldu. Borç olarak alınan döviz, şirket kasasına değil diktatörlüğün kasasına girdi. Dış borç 12.496 milyon dolardan 19 milyar dolara yükseldi. Özel borç tutarı ise 14 milyar dolara çıktı. İngiliz Barclay Bank L.A şirketi Arjantin'nin kamu ve özel borcunun alacaklısıdır. Diktatörlüğün düşmesinden sonra Alfonsin hükümeti 1984'te iktidara geldi. Ama Barclay Bank L.A şirketinin vekili yabancı alacaklarının savunucusu olarak kaldı. Arjantin merkez bankası kamu dış borcu ile ilgili kayıt bulunmadığını söyledi. Ama Alfonsin yönetimi diktatörlük zamanında yapılan kamu ve özel borcunun tamamını üstlendiğini açıkladı. Diktatörlük cezalandırılmadı. İşkenceci askerler cezalandırılmadı. 30.000 kişinin ölümünden sorumlu askerler görevinde kaldılar. Bazıları erken emeklilikten yararlandılar. Ekonomiden ve maliyeden sorumlu memurlar görevlerinde kaldı, bazıları terfi etti. 1980'de IMF politikaları Somali'yi şiddetle sarsmaya başladı. Çobanlarla küçük çiftçiler arasındaki parasal işlemlerin yanı sıra geleneksel takasla yapılan değişim de zayıfladı. IMF borçlarını ödemesi için hükümete çok sıkı bir tasarruf programı dayattı. Somali'nin tahıl ithalatına bağımlılığı arttı. Ardından IMF'nin dayatmasıyla Somali Şilini'nde devalüasyona gidildi. Gübre, yakıt, tarım giderlerinde fiyatlar arttı. Çiftçiler bu gelişmelerin altında ezildi. Kentlerde alım gücü düştü. Hükümetin verdiği kredilerin vadeleri kısaltıldı. Hayvan ilaçlarının fiyatları arttı. Dünya Bankası göçebe çobanlara verilen veterinerlik hizmetinden aşılama da dahil olmak üzere ücret alınmasını destekledi. Hayvancılık Bakanlığının işlemleri aşama aşama kaldırıldı. Hizmetler, maliyeti karşılama gerekçesiyle tamamen ücretli hale getirildi. Hayvanları beslemek için oluşturulan acil yardım programı kaldırıldı. Su ticarileştirildi. Su noktaları ve kuyular bakımsızlık nedeniyle kurutuldu veya özelleştirildi. Otlaklar korunamadı. Sonuçta, Somali nüfusunun yüzde 50'lik kesimini oluşturan çobanlar ve çiftçiler ekonomik olarak imha edildi. Somali hükümetinin yerel kaynakları harekete geçirmesini önleyen kurumun adı: IMF! Yine DB ve IMF'nin isteğiyle sağlık harcamaları yüzde 78 azaltıldı. Eğitim harcamaları azaltıldı. Ücretler yüzde 90 düşürüldü. İşten çıkarmalar başladı. Somali deneyimi 21.yüzyılda kıtlığın "gıda yokluğu"ndan kaynaklanmadığını göstermiştir. Kıtlık kapitalizmden, IMF politikalarından kaynaklanıyor. Somali'nin büyük miktarda vadesi geçmiş borcu olması nedeniyle IMF kredileri kesti. Dünya Bankası ise krediyi, Somali'nin kendi kabahati olmayan "kötü performansı" nedeniyle dondurdu. Yeni kredilerin verilmesi için eski borçların ödenmesini istedi. Güneysahra Afrikası 1980 yılında borcunun iki katını ödedi ama üç kat fazla borçlu görünüyordu. Güneysahra Afrika'nın tamamının sağlık ve eğitim bütçeleri toplamının 4 katından fazla dış borç faizi ödemesi yapmak zorunda kaldı. Bölgede yıkım derecesindeki açlık ve gıda krizi böylece başladı. |
| Son Güncelleme: Cumartesi, 19 Aralık 2009 21:24 |