Sosyalist İşçi - Devrimci, Antikapitalist Haftalık Gazete


Haftanın Yorumu: Özgürlükten yana, barıştan yana PDF Yazdır e-Posta
Salı, 08 Temmuz 2014 01:44

Roni Margulies

Ne kadar müthiş bir demokrasi var bizde! Bu kadar çok seçim yapmaktan, oy kullanmaktan içimiz dışımız demokrasi oldu.

Fakat farkına varan oluyor mu, bilemiyorum, pek bir şey değişmiyor. Üstelik sadece şu aralar değil, ta 2002’den beri değişmiyor.

AK Parti’nin karşısına doğru dürüst bir muhalefet çıkmıyor, AK Parti kazanıyor. Ta 2002’den beri.

Muhalefet AK Parti’nin niye kazandığını anlamıyor, anlamadığı için de halkın hiç ilgisini çekmeyen aynı muhalefet hattını sürdürüyor, AK Parti yine kazanıyor.

Kimse şaşırmayacaktır herhalde, aynı şeyi bu yaz cumhurbaşkanlığı seçiminde de, seneye genel seçimlerde de tekrar yaşayacağız.

Nereden biliyorum? AK Parti’nin başarısına güvendiğim için değil, muhalefetin yine aynı şeyleri yapacağına emin olduğum için biliyorum.

Şu anda cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili olarak yapılanlar bunun kanıtı.

Kılıçdaroğlu, örneğin, CHP’nin neler yapacağını Aydınlık gazetesine anlatmış.

CHP zaten epey zamandır İşçi Partisi’nin yan kuruluşu gibi çalıştığı için, Kılıçdaroğlu’nun söylediklerini okumadan önce, “Acaba Doğu Perinçek’i mi önerecek?” diye düşündüm.

Henüz önermemiş, şöyle demiş:

“MHP’nin, Kürtlerin, sosyalistlerin, bütün Türkiye’nin ortak desteğini alacak adaylarla ilgili çalışıyoruz. Masamızda iki isim var. Sendikalar, kitle örgütleri, işveren kuruluşlarıyla görüşmelere başlıyoruz. Adayımızı açıklayacağız.”

Aynı gazete eski CHP Grup Başkanvekilleri Ali Topuz ve Kemal Anadol, Türk Parlamenterler Birliği Onursal Başkanı Hasan Korkmazcan, MHP milletvekili Tunca Toskay ile de görüşmüş. Hepsi de muhalefet partilerinin seçime ortak adayla girmesine coşkuyla destek vermiş.

Öncelikle, Kılıçdaroğlu’nun “MHP’nin, Kürtlerin, sosyalistlerin, bütün Türkiye’nin” ifadesine dikkat çekmek isterim. Bu lafı edebilen bir adamın önce üst düzey bürokrat olabilmesi, sonra da milletvekili ve parti başkanı seçilebilmesi insanı kahkahalara mı boğmalı, hüngür hüngür ağlatmalı mı, emin olamıyorum. Uzaydan dün inmiş olsa, dünyayı ve Türkiye’yi yeni görüyor olsa, anlaşılır bir şey olurdu, ama herif ana muhalefet partisi genel başkanı yahu!

MHP ile sosyalistleri birleştirmeye çalışmasını aşağı yukarı anlıyorum. Çünkü “sosyalistler” derken sosyalistleri değil, kendisi gibilerini kastediyor. Bizde azgın milliyetçi Kemalistleri sosyalist zannetmek yaygın bir yanılgı olduğu için anlayışla karşılıyorum.

Peki, MHP ile Kürtleri birleştirmeye çalışmak nasıl bir komiklik? Söyleyecek laf bile bulamıyorum!

Ya “bütün Türkiye” ifadesine ne demeli? Be adam, zaten “MHP, Kürtler, sosyalistler” dediğin zaman, sadece MHP’nin ve Kürtlerin ve sosyalistlerin değil, Türkiye’nin AK Parti’ye oy veren yarısının da tüylerini diken diken ediyorsun!

Ve zaten şu âna kadar CHP’nin ilgisini çektiği tahmin edilen isimler, Metin Feyzioğlu veya İlker Başbuğ gibileri, sonunda ne olacağı hakkında fikir sahibi olmamızı sağlıyor.

CHP ile MHP’nin çıkaracağı ortak aday, Devlet Bahçeli’nin “bu iki üçgenden daha büyük bir üçgen ortaya çıkarma” adayı, devletin, milliyetçiliğin, ulusalcılığın adayı olacaktır. Ve Tayyip Erdoğan’ı veya AK Parti’nin çıkardığı herhangi bir adayı yenme şansı olmayacaktır.

Biz bunları boş verelim.

Bizim istediğimiz, milyonlarca seçmenin istediği, CHP-MHP milliyetçiliği ile AK Parti otoriter muhafazakârlığı arasında sıkışıp kalmamak, başka bir alternatif görmek.

Kazansa da kazanmasa da, bir alternatifin mümkün olduğuna işaret eden bir aday görmek.

Özgürlükten yana, barıştan yana, kadın bir aday görmek.

AddThis Social Bookmark Button
 

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Buradasınız  : Anasayfa Arşiv 483 - 15 Mayıs 2014 Haftanın Yorumu: Özgürlükten yana, barıştan yana