| POLİTİKANIN ABECESİ: E- Emek |
|
|
|
| Salı, 02 Şubat 2010 01:22 |
|
Can Irmak Özinanır İnsanın, doğaya karşı vermek zorunda olduğu ve varlığını devam ettirmenin temel koşulu olan emek, sınıflı toplumların ortaya çıkışı ile birlikte farklılaşmaya başlamıştır. İnsanların, üretim sürecinde kurdukları ilişkiler ürettikleri araçların ve bir üretim aracı hâline gelen toprağın mülk edinilmesi ile birlikte eşitsiz bir ilişki ortaya çıkarmıştır. Bu noktadan itibaren sınıflar ortaya çıkmış ve insanı var eden emek, insanın kendisine karşı bir şey hâline dönüşmüştür. Sınıflı toplumların en son aşaması olan kapitalizmde, "emek gücü, alınıp satılabilen bir meta hâline dönüşmüştür. Mülkiyetten yoksun olan sınıf, en basit ihtiyaçlarını sağlamak için emek gücünü satmak zorundadır."(Engels) Üretim araçlarının mülkiyetini elinde tutan sınıf ise işçilerin emeğinin bir bölümünü satın alıp, bir bölümünü ise gasp ederek varlığını sürdürmek zorundadır. Bunun sebebi kâra dayanan bir üretim sisteminde, malların değer üretmesini sağlayan şeyin bizzat emeğin kendisi oluşudur. Yani kapitalizm altındaki emek yabancılaşmış emektir ve üretim sürecinde işçiler ücretli köleler hâline dönüşmüşlerdir ancak tam da bu sebeple işçi sınıfının kendi eylemi bu yabancılaşmayı aşabilme potansiyeline sahiptir. Sosyalistler, üretimi gerçekleştiren sınıfın yani işçi sınıfının bu sistemi alaşağı etmesi ve kendi iktidarı ile sınıflı toplumların, dolayısıyla yabancılaşmış emeğin ortadan kalkacağını savunurlar. |