Bu bölümde Sosyalist İşçi gazetesinin daha önceki sayılarında yayınlanmış ve kaynak olarak kullanılabilecek yazılar yer almaktadır. Sosyalist İşçi'de yayınlanmamış olan başka bazı yazılar da bölümde yayınlanacaktır.

Elinde bu bölüme eklenebilecek yazılar bulunan arkadaşların yazıları göndermeleri bölümün zenginleşmesine katkı sağlayacaktır.


Broşür

- Savaş, Bush ve Küresel BAK (Şenol Karakaş) [pdf formatında]


Yazılar

- Amerikan emperyalizminin sorunları daha yeni başlıyor

(C. Harman) -[Word dökümanı]

- Filistin: Çıkmaz yolun haritası (Roni Margulies) -[Word dökümanı]

- Savaşa karşı mücadelenin önemi (Alex Callinicos) -[Word dökümanı]

- Bush'un iki yıldır süren terörü (Alex Callinicos) [Word dökümanı]

- Reformsuz reformizm (Chris Harman) [Word dökümanı]

- Belgrat'ta devrim (Roni Margulies) [Word dökümanı]

- Terörizm üzerine (Leon Troçki) [Word dökümanı]

- Sosyalist gazete (Chris Bambery) [Word dökümanı]

- Kapitalizme karşı elele: Seattle dönüm noktası (Roni Margulies) [Word dökümanı]

- Marksizm ve ulusal sorun ve Ulusal Sorun ve Sömürgeler Üzerine Tezler (Alex Callinicos) [Word dökümanı]

- Devrim ve karşı devrim: Endenozya için dersler (Tony Cliff) [Word dökümanı]

- Parlamento, gerilla savaşı, darbe değil, işçi sınıfının kendi eylemi (Roni Margulies) [Word dökümanı]

-Roni Margulies-

Sosyalizm işçi sınıfının kendi eseri olacaktır. Sosyalizmi ancak işçi sınıfının kendi kitlesel eylemi yaratabilir.

Niye? Niye işçi sınıfı da, köylülük veya yoksullar veya halk değil? Niye işçi sınıfının kendi eseri de, işçi sınıfının çıkarları doğrultusunda hareket eden bir sosyal demokrat partinin veya özverili gerillaların veya ilerici subayların eseri değil?

Tony Cliff

Bu yazı, İngiltere'deki Socialist Workers Party'nin teorik yayın organı olan International Socialism dergisinin 80. (Sonbahar, 1998) sayısından Şeref Işıldak tarafından tercüme edilmiştir.

Endonezya'da patlak veren devrim, canalıcı teorik meseleleri de yeniden gündeme getirdi. Bir devrimin zafere ulaşmasının önkoşulları nelerdir? Devrim ve karşı devrim arasındaki dengede zaferi belirleyecek olan nedir? Devrimci partinin sendikalarda oynadığı rol nedir? İşçi sınıfı kapitalistlere ve burjuva entellektüellerine karşı nasıl bir tavır almalıdır? Bu makale bu canalıcı konular üzerine Marksist geleneğin dayandığı deneyimleri ele alacak.

Alex Callinicos

Komintern İkinci Kongresi’nde kabul edilen

‘Ulusal sorun ve sömürgeler sorunu üzerine tezler’

1.

Devrimlerin ve savaşların yaşandığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu çatışmalara katılanlar kendi eylemlerini genellikle sınıf kavramına değil ulus kavramına dayanarak meşrulaştırıyorlar.

-Roni Margulies-

Üç-dört hafta öncesine kadar, Dünya Ticaret Örgütü’nün adını ne Türkiye’de ne de Batı ülkelerinde pek duyan olmamıştı herhalde. Ama 30 Kasım günü Amerika’nın Seattle şehrinde DTÖ ansızın ünleniverdi. On binlerce genç ve 40 bin sendikalı işçi, öğrenciler, çevreciler ve daha pek çokları, polise, zırhlı araçlara ve gözyaşı bombalarına rağmen DTÖ toplantısının açılış merasimini engellediler. Amerika’nın göbeğinde, Microsoft ve Boeing gibi dev uluslararası şirketlerin merkezi olan Seattle şehrinde, sermayenin en önemli uluslararası kuruluşlarından DTÖ Bill Clinton’ın başkanlık edeceği açılış merasimini iptal etmek zorunda kaldı. Toplantının kendisi ise ancak sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi ve sıkıyönetimi andıran koşulların yaratılmasıyla gerçekleştirilebildi.

Aşağıdaki yazı Chris Bambery'nin Sosyalist Gazete adlı broşürünün iki bölümünden oluşmaktadır.

Biz niye Socialist Worker satıyoruz? Cumartesi günü caddelerde gazete satmak birçok insana garip gelebilir. Sosyalist bir komedyenin sürekli yaptığı bir şakada dediği gibi "Gazete satmak için yaşım geçmiş olduğundan Socialist Workers Parti'sine katılmıyorum". Socialist Worker'ın satıldığını görmek bazı insanlar için ilk kez politika ile tanışmak oluyor. Socialist Worker'ın tüm mitinglerde, yürüyüşlerde, Cumartesi günleri pek çok caddede satılmasını küçümsemek kolay. Fakat her hafta orada olmasaydık ne olurdu? İşçiler sosyalist fikirleri nerede bulurlardı? Hükümetin ve patronların bizi bölme çabalarına karşı nereden silahlanırlardı? Mücadele etmek isteyenler nereye dönerlerdi?

-Leon Troçki-

Bu yazı ilk olarak Avusturya Sosyal Demokrat* partisinin yayın organı olan Der Kampf'ın Kasım 1911 tarihli sayısında yayınlanmıştır.

Sınıf düşmanlarımız terörizmimizden şikayet etmeyi adet haline getirdiler. Bundan neyi kastettikleri pek de açık değil. Proletaryanın sınıf düşmanlarına karşı gerçekleştirdiği tüm eylemleri terörizm olarak tanımlamak istiyorlar. Grev, onlara kalırsa, terörizmin temel yöntemi. Grev tehdidi, grev çadırının örgütlenmesi, işçilerini köle gibi kullanan bir patronun boykot edilmesi, kendi saflarımızdaki bir hainin ahlaki olarak boykot edilmesi - bütün bunları ve daha birçok eylemimizi terörizm olarak adlandırıyorlar. Eğer terörizm düşmanın saflarında korku salan veya düşmana zarar veren tüm eylemlerimizi kapsayacak şekilde tanımlanacak olursa, o zaman tüm sınıf mücadelesi terörizmden başka bir şey değil elbet. Bir tek soru kalıyor geriye o zaman: Yasaları, polisi ve ordusuyla bir kapitalist terör mekanizmasından başka bir şey olmayan koskoca devlet mekanizması dururken, burjuva politikacılar proleter terörizmi hakkında şikayet etme hakkını nereden buluyorlar!

-Roni Margulies-

Yugoslavya işçi sınıfı geçen hafta 13 yıldır ülkeyi bir savaştan diğerine sürükleyen, her türlü muhalefeti ezen, tüm hak ve özgürlükleri hiçe sayan, ülkeyi ekonomik yıkımın eşiğine getiren Slobodan Miloseviç'i devirdi.

Devrim

Başka bir ülkede yaşandığı taktirde tüm sosyalistlerce coşkuyla karşılanacak olan bu gelişme, Yugoslavya'da yaşandığı için, solun geniş kesimleri tarafından kuşkuyla, düşmanlıkla karşılandı.

-Chris Harman-

(Socialist Review, Eylül 2003)

Dünyada, radikal sol arasında garip bir fikir dolaşıyor. Bu fikir şu: Kapitalizm, insan kitlelerinin yaşamını geliştiren reformların maliyetini artık karşılayamadığı için, işçi hareketi içerisindeki güçlü bir ideoloji olarak reformizm ölmüştür. Ve bunun sonucunun, reform mu devrim mi tartışmasının artık geçersiz ve yararsız olduğu söylenmektedir.

-Alex Callinicos-

(Socialist Review, Eylül 2003)

Bundan iki yıl önce, İkiz Kuleler alevler içerisinde yanar ve çöker ve binlerce insan ölürken, dünya, Manhattan’daki insanı dehşete düşüren bu sahneleri şaşkınlık ve dehşet içinde izledi. Buna yanıt olarak, George W. Bush, Amerika’nın savaş halinde olduğunu ve ‘kötülüğe karşı iyiliğin devasa mücadelesini’ vereceğini ilan etti. Tony Blair’e göre, 11 Eylül yeni bir dönemin başlangıcının işaretiydi. Kendisi, Temmuz ayında Amerikan Kongresi’nde yaptığı konuşmasında, ‘Tarihi inceleyerek günümüz için çıkarılabilecek derslerin bu kadar az olduğu bir dönem hiç yaşanmamıştır’ demişti.

-Alex Callinicos-

Şu çok açık ki, bugünlerde, dünya tarihindeki kitle hareketlerinin en olağanüstülerinden birinin içinde yer alıyoruz. Bu hareketin kökleri, Bush yönetiminin savaş çığırtkanlığını başlatarak 11 Eylül 2001’i istismar ettiği zamanın öncesine, yani, Seattle, Prag ve Cenova’daki anti-kapitalist protestolar dalgasına dayanır. Ancak giderek, ilk olarak Afganistan, ardından Irak’taki emperyalist savaşlar üzerine yoğunlaşmasıyla, hareketin boyutları (devasa bir küresel protesto günü olarak 15 Şubat 2003’ün tarihte bir örneği daha yoktur) ve politik radikalliği olağanüstü bir şekilde gelişti. Bu tespitin yanı sıra, 20 Mart’ta savaşın fiili olarak başlamasıyla beraber bütün dünyayı (hem savaşa katılan hem de katılmayan ülkelerde) kasıp kavuran protestoların tırmanışı, yeni bir antikapitalist militanlar kuşağının ortaya çıkmakta olduğunu gösteriyor.

-Roni Margulies-

(Sosyalist İşçi, 2003)

Büyük barışsever George Bush’un dayatmasıyla, İsrail ile Filistinliler arasında yeni bir ‘barış süreci’ başlıyor. Sharon hükümeti Washington’un baskısına dayanamadı ve hiçbir şekilde uygulamaya niyet etmediği ‘yol haritası’nı nihayet imzaladı.

Bir önceki Oslo barış sürecinin aksine, bu kez ne Filistinliler, ne İsrail, ne de Amerika gerçekten barışa doğru gidildiğine inanıyor. Önemli olan, dünya kamuoyuna Amerika’nın sadece savaşla değil, barışla da ilgilendiğini göstermek.

-Chris Harman-

(Socialist Review, Haziran, 2003)

Zafer tam olarak Beyaz Saray’ın umduğu kadar çabuk elde edilmemiş de olsa, Saddam Hüseyin’in askeri güçlerini yenilgiye uğratmak Amerikan emperyalizmi için işin kolay tarafıydı.

Daha şimdiden, hem Irak’ın işgaline karşı kitlesel direnişin işaretlerini görüyoruz, hem de Amerikan yönetimi içerisinde bundan sonra ne yapılacağı konusunda bölünmeler var. Bunun nedenini anlamak için, bu savaşın ne hakkında olduğu konusunda net olmak gerek.

Dijital sayı 27 - 11 Mayıs 2021 (pdf)

Dijital sayı 26 - 27 Nisan 2021 (pdf)

Dijital sayı 25 - 6 Nisan 2021 (pdf)

Dijital sayı 24 - 23 Mart 2021 (pdf)

Dijital sayı 23 - 16 Mart 2021 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası