Roni Margulies
Ne iyi kadındır Türkan Saylan. Tanışmıyoruz, ama belli ki öyle. Bu konudaki yargısına güven duyduğum pek çok kişi öyle diyor, öyle olmalı. Dahası, hiçbir karşılık beklemeden sağlık ve eğitim için ömrü boyunca çalışmış, çabalamış bir kadın. Ve üstelik ağır hasta.
Böyle bir kadın darbeci olabilir mi? Böyle bir kadının evi aranabilir mi? Çekilmedi, ama sorguya çekilebilir mi? Tutuklanmadı, ama tutuklanabilir mi?
Bu sorulara verilen, ‘olamaz’, ‘aranamaz’, ‘çekilemez’ ve ‘tutuklanamaz’ cevapları geçen hafta yeri göğü kapladı.
Koroyu üçe ayırmak mümkün bence.
Birincisi, bu kadının evinin aranması Ergenekon davasına gölge düşürüyor, kamuoyunun gözünde davayı zayıf düşürüyor diye kaygılananlar. Örneğin, Ertuğrul Günay 12. dalga operasyonunu “tatsız” olarak nitelemiş. “Özellikle o iş çok saptırıcı bir şey oldu. Bazen korkuyorum işi saptırmak için içeride özel gayretler de var mı diye” demiş. “Bu kadıncağız velev ki bu işin içinde olsun, onu görme ya, onu görme ya... Daha neler var, onu görme ya...” diye yakınmış.
İyi  de, Ergenekon işine bulaştığından kuşkulandığı bir örgütün (Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği) yöneticilerini görmezden gelen bir savcı görevini ihmal ediyor olmaz mı? Şüpheli olduğunu düşündüğü kişileri “Milletin hoşuna gitmez” kaygısıyla gözaltına almayan bir savcı siyasi davranıyor olmaz mı? Böyle davranan bir savcı hem hukuksal hem başka açılardan yanlış yapar. Koronun bu bölümünü unutalım.
İkincisi, “Ben o kadını tanıyorum, mükemmel bir insandır, Ergenekon’a bulaşmış olamaz” diyenler. Allah allah! Yahu, Ergenekon gizli bir örgütlenme. Ergenekon’a bulaşan kişiler, üzerinde iki çapraz tüfek logosu olan ve “Emekli Org. Hurşit Tolon, Ergenekon” diyen yaka kartları takmıyor. Adı üstünde, gizli örgüt. Her darbecinin, her katilin ve her yankesicinin de yakın arkadaşları vardır, onu çok severler, iyi insan diye düşünürler ve bazıları da herifin darbeci, katil veya yankesici oldğunu bilmiyordur. Alnında yazılı değildir çünkü. Ve kartvizitinde “yankesici” ibaresini kullanmamaya dikkat etmiştir.
“Ben onu tanırım” hukuksal açıdan anlamsız bir ifadedir. Ne yani, meşhur insanların tanıdığı ve kefil olduğu meşhur bir insan tutuklanamayacak mı? Koronun bu bölümünü de geçelim.
Bu iki bölüm habis değil. Yanlış çalıyorlar, ama bilerek değil, yanlış notalara baktıkları için. Üçüncü bölüm, yani gerçek Ergenekoncular ise habis ve bilinçli. Amaçları zaten hem birinci ve ikinci bölümleri hem de toplumun tümünü yanıltmak.
Bu hafta kendilerini çok uzun zamandır hissetmedikleri kadar iyi hissediyorlardır. Yanıltıcı koronun gerçekten yüksek ses çıkarmasını sağladılar çünkü.
Oysa birinci ve ikinci bölümler seslerini yükseltmeden önce biraz düşünse, şunu görmeleri zor olmaz kanımca: Bağırdıkça, darbe tehlikesini sürekli canlı tutuyorlar, askerin siyasete müdahalesini meşrulaştırıyorlar, seçilmiş hükümetlerin hükümet etme hakkını sorgulamış oluyorlar, Ergenekon’un ekmeğine yağ sürüyorlar. Türkan Saylan ve dostlarının amacı ve niyeti ne olursa olsun, yaptıkları bu.
Aynı koro Mustafa Balbay için sahneye çıkmıştı. Sonra adamın günlükleri ve ikinci iddianame yayınlandı, koronun sesi tık diye kesildi. Yine aynı şey olacak.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası