Doktor, general, avukat, zengin, profesör, kim olursa olsun
İremnur Aksu

Ergenekon 'un 12. dalgasıyla beraber, her yeni dalgada kopartılan yaygara bu kez "aydınlar ve rektörler" yani bir grup dokunulmaz sanılan birinci sınıf vatandaşlar için koptu. Diğerlerinden farkı var mı? Yok elbette. Biz bunu daha önce İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Yalçın Küçük alındığında gördük. Ama gerçekler ortaya döküldükçe darbecilere çanak tutanlar sustu. Günlüklerde darbe planları saçılınca sesler kesildi. Şimdi de aynı süreç yaşanacaktır, hatta susmaya başladılar bile.

Gözaltına alınan rektörler darbe yapma girişiminden tutuklandı, gerçekler belgelerle kanıtlandı. Cumhuriyet Mitingleri'ni organize ederek darbeye toplumsal zemin hazırlamak istemişlerdi

Türkan Abla kimin ablası?

Şimdi bas bas bağıranlar her dalgada kendilerine bir kahraman yarattı. 12. dalgada da böyle oldu. Türkan Saylan bu dalgada Ergenekoncuların seçtiği kahraman. Koltuklarında hop oturup hop kalkan darbe destekçilerine bu kez Saylan için gözyaşı döktü. Ama bu kez Saylan'ın evinin aranmasıyla Ergenekon'a karşı olan birçok kişi ve kurum da davanın sulandırıldığını söylemeye başladı.
Medya sanki sözleşmiş gibi tek bir şey söyledi: "Türkan Abla darbe planlamış olamaz" Herkes darbeci olabilir. Saylan'ı diğerlerinden ayıran cüzam hastalığına çare bulmuş olması mı yoksa başörtülü kızları ve ailelerini fişleyerek kendi seçtiği öğrencilere verdiği burslar mı? Kurucusu olduğu ÇYDD açıktan Cumhuriyet Mitingleri'ne destek vermiştir. Elbette bu mitinglere katılanların hepsi Ergenekoncudur demek doğru olmaz, ancak mitingler darbe girişiminin önemli bir ayağını oluşturmakta. Bu yüzden 12. dalgada gözaltına ya da evi aranan isimler darbe girişimine katılmakla suçlanıyor. Ancak ÇYDD için yapılan misyonerlik suçlamalarına da prim vermemek gerek. Çünkü misyonerlik suç değildir. ÇYDD ve Türkan Saylan misyonerlikten değil, darbeci olduğu için yargılanacaktır.
Bugün Saylan'ın evi arandığında bunu özgürlüklere yapılan bir darbe olarak görenler ve rektörlere sahip çıkanlar neden DTP'ye yönelik operasyonlara bir tek ses çıkaramadılar. Ya da Saylan'ın yaşlı ve hasta olmasını neden bu kadar dert edindiler. 12 Eylül'de asılan gençleri, işkence görenleri, yaşlı demeden hasta demeden günlerce dayaktan geçirilenleri neden hatırlamıyorlar acaba?

Darbeciyse yargılanacak!

Bugün Ergenekon'un yalan olduğunu söyleyenler aslında darbecilere özgürlük demektedir, farkında olarak ya da olmayarak. 12. dalgada sağa sola savrulanlar Hrant'ın öldürülmesini, faili meçhulleri, Kürtlere yapılanları, aynı davada Veli Küçük'ün yargılandığını ne çabuk unuttular. Eğer engellenmemiş olmasaydı şu anda darbeciler değil gerçek özgürlük diyenler parmaklıklar arkasında olacaklardı. 
İşte bu yüzden darbe girişiminde bulunduysa ister aydın olsun, ister gazeteci, profesör ya da yaşlı ve hasta, yapılacak şey gözyaşı dökmek değil her darbe suçlusu gibi yargılanmasını istemek bugün en doğru iştir.

 

“Paşam emirlerinizi bekliyorum”

Eski 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay:
"Ordu Göreve!" pankartlarının taşınarak yürünen Cumhuriyet mitinglerine tam desteğini sundu. Bernay'ın adı yakın zamanda kendisi gibi darbe tezgâhlamaktan tutuklanan Balbay'ın darbe günlüklerinde 'Heyecanlı bir darbe savunucusu' olarak geçti. Başörtüsü yasağını şiddetle savunan Bernay da tıpkı diğer Ergenekoncular gibi zengin olmuş bir isim. Ergenekon Terör Örgütü'nün yönetici kadrosunda olduğu iddia edilen darbeci paşa Şener Eruygur' la yaptığı görüşmeler ve 2003-2004 yıllarındaki darbe girişimlerine katıldığı için darbeye teşebbüsten ve hükümeti devirmeyi planlamaktan yani darbeci olmaktan dolayı şimdi demir parmaklıklar arkasında.

Eski Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mustafa Yurtkuran:
"Paşam emirlerinizi bekliyorum!" Bu söz yaptığı telefon görüşmeleri sırasında bizzat kendisinin ağzından dökülmüştü. Aynı zamanda ADD Genel Başkan Vekilliği yapmıştı. Darbeye zemin hazırlamak amacıyla düzenlenen Cumhuriyet Mitingleri'ni tertipleyen kadro arasında yer almakta. Paşaların da sevdiği isimlerden olan Yurtkuran'ın, Şener Eruygur'la bir çok kez görüşmeler yaptığı tespit edildi. O da şimdi parmaklıklar arkasında.

Eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Fatih Hilmioğlu:
27 Nisan e- muhtırasını savunan rektör, "hükümetin yüzde 35 değil, yüzde 95 ile gelsin, devletin kurumları gereken cevabı verecektir" diyerek ordunun yönetime el koymasını doğrudan talep etti. Diğerleri gibi Cumhuriyet Mitingleri' ne tüm olanaklarıyla destek verdi. Hatta katılımı sağlamak ve artırmak için okulunda sınavları ertelemiş, katılmayanları soruşturma açmakla tehdit etti.

 

Az daha cumhurbaşkanı olacaktı

Haberal'in esas mesleği "organ nakli" uzmanlığı. Sağlığın ve eğitimin özel şirketlere açılmasından en çok yaralanan isim. Ankara, İstanbul, İzmir, adana, Konya ve Antalya'da bir çok sağlık merkezinin sahibi. Başkent Üniversitesi ve darbe çağrıları yapan Kanal B'nin sahibi.
- 1978 yılında faşistler tarafından vurularak ağır yaralanan Dr.  Necdet Bulut'a yanlış tedavi uyguladı. İyileşmesini engelledi ve ölümüne neden oldu. Başka kimlerin kanına girdi, bilmi- yoruz.
- Süleyman Demirel'in görev süresini uzatmaya dönük 5 artı 5 formülü suya düşünce, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit , Mehmet Haberal'ın adını ortaya atmıştı.
- 'Ecevit'in doktoru' lakabıyla bir anda gündeme gelen Haberal, Daha sonra Ecevit'e 7 ay süreyle Başkent hastanesinde yatarak tedavi önermişti. Rahşan Ecevit eşinin Haberal tarafından tedavi edilmesine izin vermeyerek Ecevit'i GATA'ya götürmüştü. Bülent Hastaneden eşi tarafından kaçırılmasaydı Haberal tarafından işgörülemez raporu verilecek Ecevit'in başbakanlığı düşürülecekti. Ecevit GATA'daki 15 günlük tedavi sonucu ayağa kalkmıştı. Ancak partisi "manevi oğlum" dediği Hüsamettin Özkan tarafından bölünmekten kurtulamadı. Haberal'ın gözaltına alınmasının ertesinde Hüsamettin Özkan onun adamlarıyla bir toplantı sırasında yakalandı. Özkan, Ecevit'e yanlış tedavi uygulayan Haberal'ı hemen hastanede ziyaret etti. Haberal'da tüm darbeciler gibi birden bire hastalandı!
- Gizli darbe toplantılarına ev sahipliği yaptı.
-- Mehmet Haberal, kısa bir süre önce bir videoyla gündeme gelmişti. Ankara Büyükşehir Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu seçim çalışmaları nedeniyle Haberal'ın sahibi olduğu Kanal B'de ekrana çıkmış, Kanal B Genel Yayın Koordinatörü Nahit Duru'nun kamera arkasında söylediği Kılıçdaroğlu'na söylediği sözlerile gündeme gelmişti. Duru, Haberal'ın kendisine "Kılıçdaroğlu'nu seçtirmek için her türlü şeyi yapması talimatını" verdiğini söylemişti.

 

12. dalga kimlere çarptı?

CHP lideri Deniz Baykal: Bu süreç bir AKP darbesidir, siyasal darbedir, aynı zamanda savcı darbesidir. Bu dava kapsamında memleketin namuslu dürüst profesörleri gözaltına alınıyorlar, kimsenin kılı kıpırdamıyor.
CHP’nin “yeni yüzü” Kemal Kılıçdaroğlu: Bu ülkenin aydınlarına karşı bir operasyon söz konusu. Bu konuda bütün duyarlılığımız devam edecek.
MHP lideri Devlet Bahçeli: Adaletin siyasi iktidar tarafından korku, baskı ve yıldırma silahı olarak kullanıldığına dair endişeler toplumumuzda giderek yaygınlaşıyor.
ETÖ sanığı Kemal Kerinçsiz: Bunları yapanlar ile Cumhuriyet ve demokrasi karşıtı olanlar yargılanacak ancak, bu şaka savcı ve şaka iddianamelerle olmayacak. ''Ordu göreve'' pankartı açmak suç değildir, ordunun göreve gelmesini istemek yasal bir haktır.
TKP/Üniversite Konseyleri Derneği: AKP’ye karşı olmak, AKP hükümetine muhalefet etmek, anayasal suç haline getirilmeye çalışılmaktadır. Hiçbir ilericiliğe tahammülleri kalmamıştır. Rektörler serbest bırakılmalı, Türkan Saylan'dan hükümet adına özür dilenmelidir.
İP yöneticisi M. Bedri Gültekin: Operasyonun hedefi Atatürk ve Cumhuriyet devrimleridir. Türkiye'nin cumhuriyet mitinglerine bugün daha çok ihtiyacı vardır.
ÖDP Genel Başkanı Hayri Kozanoğlu: AKP hükümeti "ya itaat edersiniz, ya Ergenekoncu olursunuz" tehdidini savuruyor.
ÖDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras: Savcılığın tavrı özensiz ve hoyratça. AİHM kararlarına uygun olmayan tarz bir kez daha kendini göstermiştir.
DTP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan: 12’nci dalga gözaltıları AKP’nin gündem değiştirmeye dönük, sorunu çözmek yerine zaman kazanmaya yönelik bir çalışmasıdır.
Fazıl Say: Döner dönmez işim gücüm ÇYDD yararına bir dizi konser vermek olacak. Gerekirse günde yedi konser vereceğim.
Sezen Aksu: Türkan Hoca’nın vicdanlı bir asker olarak emrindeyim.
İlhan Selçuk: Ergenekon Türkiye'nin yeni rejimi.
Müjdat Gezen: Kalleşçe. Aksi ispatlanana kadar herkes suçlu ilan ediliyor. Bir erken seçim bunu çözer diye düşünüyorum.
Tarık Akan: Şu çocuklara burs verilmesin de bunlar Işık Evleri ve tarikat yuvalarının eline mi geçsin?
Bedri Baykam: Cumhuriyet mitinglerinin yapılmasına izin veriliyor. Sonra bunları düzenleyenler terör örgütü suçlamalarıyla töhmet altında bırakılıyor. Bir Atatürkçü korkmaz. Herkesin hukuka bir gün ihtiyacı olur.
Muazzez İlmiye Çığ: Devlet terörü.
Genco Erkal: Bu insanlar kesinlikle muhalefet istemiyorlar. Hepimizi belli bir cemaatin neferi yapmadan da rahat etmeyecekler.


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası