İklim değişimi bütün sorunlardan daha büyük bir sorun olmayı sürdürüyor. Sorunun kökeni çok açık. G. W. Bush, iki sene önce nihayet, küresel ısınmanın insan etkisiyle gerçekleştiğini itiraf etmek zorunda kalmıştı.
Ama insan etkisi de çok açıklayıcı değil. Bildiğimiz gibi, insan var, insan var. İnsanı küresel ısınmanın sorumlusu olarak göstermek, iklim değişimini reddetmekten ya da iklim değişiminin doğal tarihin normal bir sonucu olduğunu iddia etmekten daha ileri bir adım olsa da sistem sorununu gizlemeye yarıyor. İklim değişiminin sorumlusu insan değil, üretim ilişkileriyle insanları çeşitli tercihlere zorlayan kapitalist sistem. 1999 Gölcük depreminde, birkaç saniyeliğine de olsa zenginlerle fakirlerin eşitlendiği söyleniyordu. Büyük futbol takımlarının tribünlerinde zenginlerle fakirlerin aynı ruh haline sahip olduğunun söylenmesi gibi.
İklim değişikliğini etkileri farklı toplumsal sınıflardan insanı farklı bir şekilde etkiliyor. Sera gazı emisyonlarını tırmandıran şirketlerin sahipleri ve kar ortaklarının ısınmayla ilgili bir problemleri yok ve ısınmaktan, kürenin ısınmasından şikayetçi de değiller. Onların parıltılı yaşamları, iklim değişimine neden olan sanayinin sürekli kar yaratmasına bağlı.
Milyonlarca yoksul insan içinse durum tümüyle farklı.
İklim değişikliği durdurulamazsa 46 ülkede,  2.7 milyar kişi, silahlı çatışmalar ve savaşlarla alt üst olma riski yaşayacak! Bunun 46 ülkede 2.7 milyar kişinin tercihi olamayacağı çok açık. Bir başka veri ise küresel ısınmanın Afrika kıtasını bütünüyle çöle dönüştüreceğini kanıtlıyor. Asya'da ise 200 milyon kişi evsiz kalacak!
Felaket durdurulamazsa deniz seviyesi 6 metre yükselecek. Birçok ülke yeryüzünden silinecek, 200 milyon insan iklim mültecisi olacak!
İnsanların evsiz kalmayı, ekolojik dengenin darmadağın hale gelmesini, çölleşmeyi tercih etmeyecekleri, mülteciliği ve evsiz kalmayı istemedikleri de çok açık.
Küresel ısınma, gıdaya ve temiz su kaynaklarına ulaşamayan 4 milyar insanı açlığa ve salgın hastalıklara maruz bırakacak. Kapitalizmin bir ürünü olan gıda krizini derinleştirecek. Canlı türlerinin yüzde 50’sinin yok olmasına neden olacak.
Ve bunların hepsi, insanlara rağmen, kapitalist sermaye birikiminin işleyiş mantığından kaynaklanıyor, kaynaklanacak.
İklim değişiminin nedeninin, insanlar olduğunu iddia etmek, sistemi aklıyor. Isınmaktan vaz geçmeyen patronların ise görünmez olmasına neden oluyor. 2005 yılında New Orleans’ta yaşanan Katrina kasırgası orta şiddetli bir kasırga olmasına rağmen 2 bin kişinin ölümüne neden oldu. Ölen insanlara kasırganın sorumluluğunu yüklememek gerekiyor. Kapitalist mantık ölüme neden oldu, şehri kasırgadan koruyacak betlerin bakımını özelleştirildiği, insanları tahliye edecek otobüs şirketleri özel sermayeye ait olduğu için.
Bu iklim değişimine karşı, bugün, hemen şimdi bir şey yapılamayacağı, kapitalist sistem yıkılmadan da atılabilecek adımlar olmadığı anlamına gelmiyor. Ama hedefi şimdiden net bir biçimde belirlemeliyiz. Çözümün, fedakarlıkta olduğunu iddia edenler, milyonlarca yoksulun zaten feda edeceği pek bir şeyin kalmadığını görmezden geliyor. Dünyada 2 milyarı aşkın insan elektrik ve temiz sudan mahrumken, Türkiye’de 14 milyon insan açlık sınırında yaşarken, bireysel fedakarlıklardan söz etmek, yüksek ve orta sınıflara seslenmek anlamına geliyor.
Seslenmemiz gerek gerçek güçler ise hükümetler. Hükümetler, toplam gelirlerinin her yıl sadece yüzde biriyle küresel iklim değişikliği önleyebilirler! Ama bunu yapmayacaklar. “Küresel mali krizi” atlatmak için şirketlere trilyonlarca doları aktarmalarının nedeni neyse, iklim değişimini durdurmak için geerkli olan yatırım mantığında değişime gitme adımını atamayacak olmalarının nedeni o: Şirketlerin sözcüsü olmaları.
Şirketlere ve sözcülerine karşı, artık tüm insanlığın ve tüm gezegenin sözcülüğünü işçi sınıfı yapmak zorunda. İklim değişimini durdurmanın başka bir yolu yok!
Şenol Karakaş

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası