Ergenekon soruşturması Fırat’ın doğusuna uzandı. Ölüm kuyuları açılıyor. İçinden kemikler, kanlı bez parçaları çıkıyor. Türkiye Barış Meclisi aktivisti Hakan Tahmaz, tam da bu sıcak gelişmelerin ortasında Silopi’ye Botaş kuyularını görmeye gitti ve izlenimlerini Sosyalist İşçi’ye yazdı. Geçen hafta teknik bir sorunn nedeniyle yayımlayamadığımız yazı için yazardan ve okurlardan özür diliyoruz.

Türkiye Barış Meclisi olarak, Kürt illerinde işlenen cinayetlerin, köy yakmaların açığa çıkarılması ve Ergenekon davasıyla bağının kurulması amacıyla, acılan BOTAŞ kuyularını görmek için 15 Mart 2009 tarihinde Silopi’ye gittik. Diyarbakır ve Şirnak Baroları avukatlarıyla üç gün incelemede bulunduk. Yaptığımız niceleme ve gözlemleri,  heyet olarak Diyarbakır’da yaptığımız basın toplantısında açıkladık.
Kuyuların başında insan 'kim bilir daha nerelerde kaç insanın kemiği var acaba?' diye düşünmeden edemiyor. İnsan Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan bazı özel harekâtçı ve JİTEM sanıklarının çocuklarının halini düşünenlerin, kemikleri bulunan ve JİTEM’in infaz ettiği insanların çocuklarını bir kez bile olsa neden aklılarına getirmemelerine isyan ediyor. 
Bir kez daha gördük ki,  bölgedeki JİTEM faaliyetleri olarak işlenen cinayetlerin katilleri ve mezarları bulunmadan bu topraklarda barışın kalıcı bir biçimde gerçekleşmesi imkân dâhilinde değil. 
BOTAŞ kuyularından çıkanlar  “Kuyularımızda bir şey yok” diyen BOTAŞ genel müdürünü yalanladı. Bölge insandaki yaygın kanı kuyulardan çıkanları 1996 yılından yapılan kazılardan arda kalanlar olduğu çok yaygın. Bildiğiniz gibi, eski Sinan lokantasındaki bu kuyulardan birinde, 1996 yılında korucu başı ve ağa Osman Demir’in yakınlarının araması sırasında 5 insan cesedi bulunması üzerine kuyular kapatılmıştı. 
Bölge insanının talebi olan, Silopi Kimsesizler Mezarlığı’nın ve Doruklu köyündeki bir mezarın açılmasının 10 gündür açılmamış olması çalışmaların nasıl gittiğini göstermektedir.
25 yıl bölgede yaşanmış, JİTEM faaliyetlerinin ve faili meçhul cinayetlerin aydınlatmak kolay bir şey değil, Türkiye’nin asli sorunu ve görevi. Aynı zamanda siyasi iktidarın sorumluluğudur. Siyasi iktidar geçmişle yüzleşmenin ve katillerin bulunması için gereğini hızla yapmalıdır. 
Geziden çıkardığımız sonuçlardan biri de barıştan yana bütün sivil toplum örgütlerinin, yurttaş inisiyatiflerinin, sendikaların, meslek ve kitle örgütlerinin, insan hakları kuruluşlarının,  siyasi partilerin, baroların ortaklaşa ve koordine olarak çalışması zorunluluğu oldu.
BOTAŞ kuyuları bize ısrarlı davranmakla sonuç alınabileceğini bir kez daha gösterdi. Kayseri’de Cemal Temizöz’ün ve Cizre eski belediye başkanı korucu başı Kamil Atak ve arkadaşlarının tutuklanması,  Ergenekon soruşturmasının Fırat’ın öte yakasında taşınmasıdır. Eğer bu soruşturma da Şemdinli, Yüksekova soruşturmaları gibi sonuçlanırsa Kürtlerde ciddi bir büyük kırılmaya yol açacağı kesindir. 
Bölge yerel seçimlerle birlikte ikiye bölünmüş durumda. İnsanlar DTP ve AKP arasında tercih yapmış durumda. Görülen o ki, DTP 22 Temmuz seçimlerinde aldığı oyun küçümsenemeyecek kadar fazla oy alacak. Hem seçimler, hem de bulunan kemikler Kürt insanında büyük bir kırılmaya yol açmış. Bu kırılmayı telafi etmeyen hiçbir adım Kürt sorunun çözümüne zerrece hizmet etmeyecektir.
Geziden bana kalan batıdakiler vicdanlarının sesine kulak vermediği sürece barış zor.
Hakan Tahmaz

Hakan Tahmaz , Kürt sorununu uzun süredir izliyor ve yazıyor.
Yazarın Kürt Sorununda Çözüm Önerileri ve  Şemdinli'den Ankara'ya Kürt Sorunu adlı iki kitabı  bulunuyor.


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası