G20 zirvesi bu hafta Londra'da toplanıyor. Dünyanın toplam üretiminin yüzde 85'ini yapan, dünya ticaretinin yüzde 80'ini denetleyen 20 ülkenin lideri, krize kapitalistlerin çözümünü bulmak için buluşacak.
Finans sektöründe sanayi üretimine sıçrayan kriz için hükümetler bugüne kadar 200 trilyon dolar harcadı. Bu sıradan bir insanın hayal edemeyeceği büyüklükte para şirketleri kurtarmak için harcandı. Ancak işe yaramadı. Kriz devam ediyor. G20 zirvesi ise kapitalistlerin bölünmüşlüğü ve çözümsüzlüğüyle başlıyor.
G20 küresel kapitalizm için giderek daha fazla merkezi bir örgütlenme özelliği taşıyor. Buradan çıkan kararlar tüm dünyada hükümetler tarafından uygulanacak. Ortaya çıkan eğilimler kriz içerisindeki yeni-liberal partilere yön verecek. Onlar 6 milyar insanın hayatı hakkında karar verecek.
Eskiden bu işi G8 yani en gelişmiş sekiz ülke yapardı. Ancak Çin ve Hindistan gibi iki büyüyen dev ekonomi öne çıktı. Küreselleşme ile ABD ve Avrupa ekonomileriyle dünyanın geri kalanı arasındaki ekonomik entegrasyon doruğa çıktı. Dünya ekonomisi bugüne dek görülmedik bir düzeyde bütün bir hale geldi. G20, asıl olarak Çin ve Hindistan'ın karar süreçlerine katılımı için örgütlendi. Bunların yanısıra dört kıtada merkezi rol oynayan, bölgelerinde bugüne kadar yeni-liberalizmi kararlılıkla uygulayan Arjantin, Brezilya, Endonezya, Güney Afrika, Meksika, Suudi Arabistan ve Türkiye gibi ülkelerde G20 üyesi. Ancak onların karar süreçlerinde herhangi bir belirleyicilikleri yok, en büyüklerin dediklerini dinlemek ve dönüp ülkelerinde uygulamak için oradalar.

İklim sorununda anlaşmazlık
Dünya iki krizi birden yaşıyor. Bir yandan kâr oranlarının düşme eğilimi hızlanıyor, diğer yandan gezegen iklim değişikliğini yaşıyor. G20’nin en önemli tartışma konularından biri küresel ısınmaya karşı tedbirler ve sera gazı salımlarının indirim oranları olacak.
ABD’nin yeni başkanı Obama, küresel ısınma konusunda daha kapsamlı politikalardan yana. Avrupa Birliği üyesi ülklerin önemli bir bölümü Aralık ayında Kopenhag’da temelleri atılacak yeni iklim anlaşmasında sera gazı salımlarında yüzde 40’a varan indirimleri öngörüyor. Ancak Çin gibi bir çok ülke sera gazı indirimlerine sıcak bakmıyor. Daha fazla sanayileşmek, daha fazla kömür ve petrol tüketmek istiyor.
Milyonlarca insanın işini, evini, ekmeğini kaybetmesine yol açacak politikaları gündemine alan G20 6 milyar insanın ve tüm canlıların hayatını belirleyecek kararlarda da kendisini söz sahibi olarak görüyor. Onlar ne de olsa paranın sahipleri. Tek dertleri çıkarları için varoldukları küresel şirketlerin kazançlarının nasıl korunup artırılacağı.
G20 gittikçe önem kazanan bir kapitalist örgütlenmeye dönüşüyor ve onların karşısına çıkmak zorundayız. Londra’da geçen hafta başlayan antikapitalist gösteriler tüm dünyada kapitalizmin krizine ve küresel ısınmaya karşı direnişi, 6 milyra insanın çıkarılarını dile getirecek.
Sonraki G20 zirvesi 3 ay sonra toplanacak. Mekan olarak Türkiye’nin seçileceği söyleniyor. Şimdiden onları karşılamaya hazırlanmalıyız. Türkiye’de bir G20 zirvesi olursa büyük bir antikapitalist eylem dalgasını başlatmalıyız. Nerede toplanırlarsa toplansınlar onların karşısında olmalıyız. Ve ilk başta G20 adlı suç örgütünün üyesi olan Türkiye’de krizin faturasını öedemeyi reddederek.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası