Ankara’da seçim: “Sağa çek, inecek var”

Ankara'da da seçimler esas olarak iki adayın etrafında döndü: Yıllardır Ankara'ya yapışmış bir kene gibi başkan kalan ve hakkında yüzlerce şaibenin bulunduğu Melih Gökçek ve Ergenekon'un avukatı Baykal'ın CHP'sinden adaylığını açıklayan Murat Karayalçın.

Melih Gökçek'in  bir kente yapılabilecek bütün eziyetlerin mimarı ve uygulayıcısı olması, Ankara'da kendisini solda hisseden herkesi öfkelendiren bir gerçek. Geçtiğimiz yıl yaşanan ve günlerce süren su kesintisi ve kesintiden sonra şebekeye verilen Kızılırmak suyu nedeniyle musluklardan su içilememesi; ulaşımın ve doğalgazın pahalılığı gibi pek çok konu dahi başlı başına Gökçek'in emekçi düşmanı politikalarına karşı çıkmak için yeterli. Üstelik, bunlar 15 yıllık görev süresinde Melih Gökçek'in icraatlarının ancak zerresini oluşturabilir.
Murat Karayalçın'ın CHP'den adaylığını açıklamasıyla beraber, solun hemen bütün kesimlerinde bir kıpırdanma yaşandı. Genel kanı, “solda tek aday” ile seçimlerde “Gökçek'ten kurtulmak” hedefi ile bir kampanyanın başarılı olabileceğiydi. 
Murat Karayalçın; Ergenekon'un, genelkurmayın, darbecilerin avukatlığını ilan etmiş; açıktan ırkçı propagandalar yapan CHP'nin adayı oldu. Bu adaylık süreci “sol” ile ilgisini yitirerek başladı. DSP ve Ergenekon örgütünün baş rol oyuncularından İP de Karayalçın'ı destekledi. İP, “bölücülere karşı Karayalçın” dedi.
Bir de “Karayalçın tek sol aday” diyerek, CHP ve Karayalçın'dan bağımsız “Sol” kampanyalar yürütmeye çalışanlar oldu. Başından itibaren neden sol aday olduğu belirsiz Karayalçın'ı, sola çekmeye çalışanlar ne yazık ki sağ politikalara zemin sağladı.

Sağa çekilen politika
CHP adayı Karayalçın'ı destekleyerek yapılan, Ergenekon ve darbelere karşı mücadele gibi son dönemin en kilit tartışmasının önünün tıkanması olmadı. Üstelik, CHP'nin son yıllarda tamamen devlet partisi haline gelerek milliyetçi söylemlerinin dozunu arttırması nedeniyle; CHP illüzyonu milliyetçiliğin aslına yaradı: MHP'ye.
Pek çok yerde “Gökçek seçilmesin de Mansur Yavaş (MHP) gelsin” derecesine varan tartışmaları, bizzat CHP broşürleri dağıtanlar tarafından yapıldı. Bir önceki seçimde CHP=MHP ilanları veren, koyu kemalist, açıktan orducu ve kendini Ergenekon'un avukatı olarak ilan eden bir parti için şaşırtıcı değil. Fakat pratikte bütün bu süreç esas olarak faşist oylarda artışa ve faşist partinin daha fazla meşrulaşmasına yol açtı. Yenimahalle ilçesindeki Batıkent'te 2007 seçimlerinde gündüz açıktan faaliyetlerinde zorlanan faşist parti, bu seçim döneminde CHP'lilerle güle oynaya adeta gövde gösterileri yaptı. Bütün bu sürecin sonunda da MHP Ankara'da, Melih Gökçek'e rağmen %27'lik bir oyu belediye seçimlerinde almakla kalmadı, il genel meclisi seçimlerinde de oyunu yaklaşık %10 artırmayı başardı.
CHP solun sahip olması gereken değerlerden herhangi birini temsil edebilecek bir parti olmaktan çoktan uzaklaştı. Toplumda CHP'nin yeri artık bellidir. Bir bütün olarak siyaseti sola çekmek için ise bugün herşeyden önce; darbelere karşı olan, barışı savunan, özelleştirmelere karşı, başörtüsü özgürlüğünden yana, “hepimiz Ermeniyiz” diyebilen, küresel ısınmaya karşı önlemleri öneren, cinsiyetçiliğe ve türevlerine pirim vermeyen anlayışa sahip bir kitlesel sola ihtiyacımız var.

Solu inşa etmek
Ne yazık ki bu seçimler sol açısından “sonun sonu” oldu. Bir tek kazanımdan bile söz etmek mümkün değil. Genel seçimlere ise yaklaşık 2 yıl zamanımız var. Bu süreç içinde sadece seçimi değil, sokağı örgütlemeyi hedefleyen, sağcıları sola çekmeyi değil, “sol”un kendisi olduğunu ilan edebilecek politikalara sahip bir kitlesel partiyi inşa edebiliriz. Birkaç milletvekilliği ve önemli bir kitle desteği sağlamış bir kitlesel sol; krizin tam da içinde radikal bir mücadele birliği sağlayabilir.
Ersin Tek

 

CHP aradığını bulamadı

CHP 29 Mart'ta Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde oylarını az da olsa artırdı. İstanbul'da oylarını yüzde 10 oranında artırmayı, elindekileri tutup yeni belediyeler kazanmayı başardı. Bütün bunlar Deniz Baykal'a rağmen oldu. Ancak yine de Ergenekon'un avukatının korku siyaseti büyük bir çıkış yapamadı. Bir çok yorumcu ana muhalefetin CHP değil MHP olduğunu söyledi.
CHP'nin sınırlı oy artışı, kendisinin valık nedeni olanı laik anti-laik çatışmasına dayanıyor. CHP, yaşam tarzlarının tehdit altında olduğunu düşünenlerden destek buluyor. Ancak asıl etken Baykal'ın yıpranmış ve istenmeyen yüzüne karşı yeni bir yüzün ortaya çıkmış olması. Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'ye oy verenler için yeni bir yüz ve sadece yeni olanın görüntüsü bile can çekişen kemalist partiye soluk verebiliyor.
CHP şimdi yeniden biçimlenme ve bunun yaratcağı çalkantılarla karşı karşıya. Darbecilerin istediği gibi, Baykal'a karşı muhalefet büyüyebilir. Ondan kurtulabililer.
Sosyalistlere düşense CHP'nin solla bir ilgisi olmadığını göstermek, laik anti-laik bölünmesine karşı emekçi sınıfları birleştirebilmek.

 

Faşist partinin oyları neden arttı?

Seçimlerde oylarını artıran partilerden biri de MHP. Faşist parti oylarını , bu seçimlerde il genel meclislerinde yüzde 16.13 oy alarak 2007 yerel seçimlerine oranla oylarını iki puan artırdı. MHP 2004’te ise yüzde 10.45’teydi.
MHP oylarını neden artırdı? İki önemli etken ortaya çıkıyor: Kriz ve Kürt politikası. Başbakan kriz teğet geçti demişti, ancak geçmedi. Krizden doğrudan etkilenen orta sınıfların en alt kesimleri bu yüzden MHP'ye oy verdi. Her faşist parti gibi MHP'de seçim kampanyası boyunca krizi öne çıkardı.
İkinci ve asıl büyük etkense Kürt sorunu karşısında AKP'nin politikaları. Cumhurbaşkanı’nın Kürt sorununun çözümü yönündeki açıklaması, hükümetin Irak Kürdistan'ı yönetimini tanıması, yine Cumhurbaşkanı'nın Kürdistan sözünü ağzından kaçırıp geri alması 2002'den bu yana AKP'ye oy vermiş Türk milliyetçisi seçmenlerin yüzünü MHP'ye dönmesini sağladı. Türkiye'de Kürt sorununun çözümü, bir Kürt konferansı, PKK'nin tanınması gibi tartışmalar yapılırken faşist partinin oy artırması kaçınılmazdı. 1999'da Öcalan'ın yakalanmasının ardından faşist partinin yüzde 20'ye yakın oy alarak ikinci parti çıktığını hatırlarsak şimdiki oy artışının beklenenin altında kaldığını görebiliriz.
29 Mart seçimlerinin MHP açısından asıl önemli sonucu, faşist hareketin yaşadığı dönüşümdür. MHP, 1970'lerden bu yana esas olarak İç Anadolu'dan besleniyordu. Şimdi ise kıyı bölgelerinde başarılı oldu. Balıkesir, Manisa, Uşak, Isparta ve Adana'da büyükşehir belediyelerinin faşistler tarafından kazanılmasının ardında yine Kürt sorunu yatıyor. Buralar Kürt illerinden göç alan şehirler ve uzun zamandır MHP Türkler ile Kürtler arasında çatışma çıkarmak istiyordu.
Kürt sorunu çözülürse MHP'nin beslendiği milliyetçilik bataklığı kurutulacaktır. Yüzde 2'lik artış ne azımsanmalı ne de abartılmalı.

 

Saadet’in yükselişinin nedenleri

29 Mart'ta oylarını artıran bir diğer güç Saadet Partisi oldu. Etkili bir seçim kampanyası yürüten SP'nin 2004 yerel seçimlerinde aldığı oyların oranı yüzde 4.2 idi. 22 Temmuz 2007 seçimlerinde yarı yarıya düştü, yüzde 2.34 oy aldı. 29 Mart'ta ise her iki seçimde aldığı sonuçları geride bırakarak yüzde 5,2 oranına ulaştı. SP, AKP'den geleneksel oylarının bir bölümünü geri kazandı.
SP'nin laik basın tarafından AKP'yi gerilettiği için sevinçle karşılanan çıkışı kampanya boyunca ileri sürdüğü sınıfsal ve büyük oranda sol söylemden kaynaklanıyor. SP, seçim kampanyasında "yeni bir dünya kuralım" diyen tek partiydi. SP İstanbul adayı Mehmet Bekaroğlu, DESA direnişçici Emine Aslan'ı ziyaret etmiş, jeep kulllanan ve Tuzla'da işçileri 16 saat kölece çalıştıranların Müslüman olamayacağını söylemişti.
Ancak SP'yi asıl büyüten etken Filistin'le dayanışma eylemleri oldu.
İsrail'in Lübnan saldırısı sırasında olduğu gibi Gazze saldırısında da ilk tepki Saadet Partisi verdi ve onbinlerce insanı sokağa çıkardı. Bu süreçte solun geniş kesimleri Hamas yüzünden Filistin halkından uzak durmuştu. 

 

Ergenekon'un istediği oldu mu?

"Bulunduğunuz yerde AKP'ye karşı en güçlü aday kimse ona oy verin." Seçim boyunca ulusalcı çevreler bu propagandayı yürüttü. 22 Temmuz seçimlerinde kampanya bizzat ordu tarafından yürütülmüş, AKP'ye karşı adres olarak CHP-MHP koalisyonu gösterilmişti. 29 Mart'ta ordu, müdahalesinin AKP'yi güçlendirdiğini gördü ve geri çekildi. Propaganda Cumhuriyet başta olmak üzere darbe yanlısı medya tarafından yürütüldü. Bu taktiğin AKP'nin kaybettiği bir çok ilde tuttuğu gözüküyor. AKP oyları 8 puan düşürüldü. Ancak bu buruk bir başarıydı. Muhalefet istenen çıkışı yapamadı. İki genel, bir de yerel seçim atlatmış olan AKP yine birinci oldu ve yüzde 38.83 gibi azımsanması imkansız bir oy aldı. Ancak darbeciler için gedik açılmıştı bile.
Şimdi gerileyen AKP'yi yıkmak ve bölmek için ellerinden geleni yapacaklar. Ergenekon soruşturmasını durdurmak için kırk takla atacaklar. Baykal'ı devirmek ve CHP yeniden biçimlendirmek istedikleri ise biliniyor. Ergenekon soruşturmasının sonuna kadar gitmesini ve darbecilerin yargılanmasını sağlamak her zamanlinde çok demokrasi ve özgürlük yanlısı çoğunluğa düşüyor.


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası