G20 toplantısı sona erdi. Zirveden mutluluk duyduğu belli olan İngiltere Başbakanı Gordon Brown, “Yeni bir dünya düzeni”nin kurulmakta olduğunu açıkladı. ABD Başkanı Obama, “Tarihi bir toplantı” olduğunu söyledi.
Büyükten küçüğe doğru sıralanmış bu patronlar örgütü toplantısından sonra, bu tür her toplantının ardından duymaya alışık olduğumuz beyanlar bunlar. Birinci Bush da Doğu Bloku rejimlerinin çöküşünden sonra “Yeni bir dünya düzeni”ni ilan etmişti.
“Tarihi kararlar” aldıkları toplantıların ise sayısı belli değil.

Kriz yanıtsız kaldı
Zirve, kapitalizmin en gelişkin ekonomilerinin siyasi temsilcilerinin krize karşı herhangi bir çözümlerinin olmadığını gösterdi. Çözüm olarak öne sürülen bazı adımlar ise hiçbir yenilik taşımıyor. Daha da kötüsü, bizzat krizi tetikleyen, yoksul ülkelerin krizlerini derinleştiren küresel kuruluşlar, mevcut krizin çözüm araçları olarak sunuluyor.
Çok sayıda fakir ülkeyi çaresizce borç batağının girdabına çeken ve “kemer sıkma politikaları” adı verilen ekonomi politikaların uygulayıcısı olan IMF G 20 zirvesinde adı en sık anılan ve krizden çıkış için itibarı bir kez daha iade edilen kuruluş oldu.
G 20 zirvesi IMF’ye 750 milyar dolara ulaşabilecek ek kaynak aktarma kararını aldı. İngiltere başbakanı bu kararla övünüyor. Bu kaynakların 250 milyar dolarlık bölümünden fakir ülkeler yararlanabilecek. IMF ve G20 zirvesinin belirlediği her zaman olduğu gibi, küresel finans lordlarının borç sarmalına daha fazla yoksul halkı hapsetmek için kullanacak bu kaynakları.
Sadece IMF değil. Dünya Bankası gibi küresel kalkınma bankaları da 100 milyar dolarlık kaynak aktaracaklar fakir ülkelere.
Bu kuruluşların fakirleri sevdiğini ve yoksulluğun ortadan kalkması için çalışan hayırsever kurumlar olduğunu düşünmüyorsak, fakir ülkelere verilen bu kaynakların daha önceden de olduğu gibi misliyle geri alınacağından eminsek, G 20 zirvesinden kapitalizmin bildiğimiz tedbirlerinden başka bir tedbirin çıkmadığından emin olabiliriz. Bu tedbirler, içinde olduğumuz krizin tetikleyicisi olan uygulamalar.

Çatlak kapanmadı
Zirve, kapitalizmin krizine ve bu krizin üzerinde yükselen bloklar arası çatlaklara merhem olmadı. Olmadı çünkü krize karşı alınmaya çalışılan tedbirler yüzeysel. Oysa yaşadığımız kriz kapitalizmin çeşitli kurumlarının ve borç sarmalının çalışmamasından değil, sistemin yapısından kaynaklanıyor.
Dev kapitalist şirketler arka arkaya batarken, bu şirletin sözcülüğünü yapan hükümetlerin diğer ülkeleri kollayarak krize karşı tedbir alabilmesi mümkün değil. Zirvede karara bağlanan, İspanya, Avrupa Temsilciler Komisyonu üyeleri ve G 20 ülkelerinin temsilcilerinden oluşacak olan Finansal İstikrar Kurulu, krize çözüm olmaktan hayli uzak bir oluşum. G 20 ülkelerinden Rusya, zirvede, farklı bir para biriminin geçerli olması görüşünü dile getirdi ama zirve bu öneriyi ciddiye almadı. ABD ve İngiltere zirvede piyasalara hızla para aktarılmasını, küresel finansal yapının denetimi gibi adımların sonraya bırakılmasını savunurken, Almanya ve Fransa gibi ülkeler, “Önce, finansal yapı üzerinde denetim” cümlesiyle özetlenebilecek bir yaklaşımı savundu.
Sonuçta, krizin başından beri şirketleri kurtarmak için piyasalara akıtılan trilyonlarca dolar gibi, G 20’lerden piyasalara 1,1 trilyon dolar aktarılması kararı çıktı.
Piyasalara para aktarmanın çözüm olmadığını ise aktarılan her büyük dilimden sonra yeni şirletlerin iflaslarını istemeleri kanıtlıyor.

Krizin yükünü zenginler ödesin
G20 zirvesi sırasında yeni rakamlar da açıklandı. Her bir rakam işçiler açısından krizin ulaştığı boyutları gösteriyor. ABD’de işsiz sayısı 13,2 milyona ulaşırken, bu rakam son 26 yılın en yüksek oranı oldu.
ABD’de sadece 2007 yılı Aralık ayından bugüne kadar 5 milyondan fazla işçi işini kaybetti.
İspanya’da işsizlik patlama yapıyor. İspanya’da işsizlik oranının 2010 yılında %20’ye çıkması bekleniyor.
Euro bölgesi adı verilen Avrupa ülkelerinde ise işsizlik rekor kırdı. Şubat ayı verileriyle işsiz sayısı bu ülkelerde 13,5 milyona yaklaştı.
G20 zirvesi işsizliğe çözüm üretmedi, üretemezdi zaten.
G20 zirvesinin yapıldığı günlerde ABD’de yoksullar Wal Street’te “Şirketlere değil yoksullara yardım” sloganları atarak yürüdü.
G20 zirvesini Londra’da protesto eden on binlerce aktivist de aynı sloganlara sahipti.
Çözüm, sorunu çıkartan, yeni liberal politikaları uygulayan, şirketlerin sözcülüğünü yapan ve kapitalizmin bu yapısal krizine hiçbir yanıtı olmayan, kendi dışındaki dünyayı, geri kalan ülkeleri ve yoksul hakları görmezden gelen G 20’lerin topalntısında değil.
Çözüm, krize karşı küresel dayanışmanın güçlenmesinde.
Çözüm, kapitalizmin daha fazla sorgulandığı, tüm iki yüzlülüğünün teşhir edildiği bugün, işçilerin birleşik mücadelesinin kapitalizme karşı bir alternatifin gücünü göstermesinde.

Şenol Karakaş

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası