Eski JİTEM üyesi ve PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan'ın itiraflarını değerlendiren Ergenekon soruşturması Fırat'ın Doğu’sunda işlenen ve 17 binden fazla insanın öldürülmesiyle sonuçlanan faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına doğru yol alıyor.
Musa Anter de öldürülenlerden biri. Kürtlerin Musa amcası 20 Eylül 1992'de Diyarbakır'ın Seyrantepe Mahallesi'nde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Genç bir öğrenciyken Dersim İsyanı gerçekleşti ve ilk kez gözaltına alındı. 1949'da, 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinde hep tutuklandı. Hayatının 11,5 yılını hapishanelerde geçiren Ape Musa bir Kürt entelektüeliydi. Ape Musa cinayeti dosyası 17 yıl sonra tekrar açılıyor.
İtirafçı Aygan cinayet hakkında her şeyi söylemiş, katilin kim olduğunu da anlatmıştı. Musa amcayı öldüren Abdülhamit Yıldırım şimdi Şırnak'ta koruculuk yapıyor.
Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması sadece acılı aileleri teselli olmakla kalmayacak, yeni cinayetleri de önlenecek.


"O bölgede" şahinler dolaşıyor

Urfa’da DTP’lilere polis ve jandarma kurşun sıktı, 2 kişi öldürüldü

DTP yerel seçimlerin açık galibi. AKP tarafından bütünüyle  silinmek istenirken, hükümeti laiklik gerekçesiyle devirmek isteyenler bile bölgede "hepimiz AKP'liyiz" derken, devlet tüm olanaklarıyla Erdoğan'ın kazanması için seferber olurken DTP bu kuşatmadan zaferle çıktı. Şeş TV, üniversitelerde Kürdoloji bölümlerin açılabileceği, Kürt konferansı gibi açılımları eline alan hükümet bölgede bir referandumun koşullarını hazırladı. Kürtlere soruldu, benden yana mısın, yoksa PKK'den yana mı? DTP Kürt sorununda asıl muhattabın Abdullah Öcalan ve PKK olduğunu seçim kampanyası boyunca açıkça savundu. Kürtlerin çoğunluğu oyunu DTP'ye vererek devlete açık bir mesaj verdi: Çözüm içerde, muhattabın İmralı'da.

Erdoğan ve TSK’dan benzer değerlendirme
29 Mart seçimlerinin gösterdiği gerçek bir çok yorumda görüldü. AKP karşıtı ya da destekçesi medya kuruluşları geleneksel Kürt politikasının AKP'ye yaramadığını, bölgede aldığı sonucu değerlendirmesi gerektiğini dile getirdi. Kürtlerin yaşadığı yerden "o bölge" diye bahseden başbakan yine şahin kesildi: "O bölgede seçim yarışının içinden çıkmış birisiyim. Hangi şartlarda nasıl bir seçim yaşadığımızı açıkladık. Yani tehditlerle bir seçim yarışı orada yaşanmıştır. Vatandaşlar evlerinin altından atılmış mektuplarla ciddi tehditler almıştır. Yani demokratik ortamdır buna diyemem." dedi.
Oysa bölge en sakin seçimini yapmıştı. PKK seçim kampan- yası boyunca, yerel seçimlerin demokratik bir şekilde gerçekleşmesi için bütün askeri eylemlerini durdurdu. DTP'de bir çok engellemeye rağmen seçim kampanyasında soğukkanlı davrandı ve seçmenlerini sakinleştirdi. Oylama ve sayım sırasında Batı'da bir çok tartışma yaşanırken Kürt illerinde şaibeli herhangi bir olay yaşanmadı. Başbakan'ın elindeki tek kanıt seçmenlere dağıtıldığı iddia edilen bir bildiriydi. Gören her Kürdün bunun JİTEM'in ya da emniyetin elinden çıkma olduğunu şıp diye anlayacağı sahte bir bildiri ile seçimler şaibeli ilan edildi.
Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, haftalık "basın bilgilendirme" toplantısında TSK'nin bir seçim değerlendirmesi yapamayacağını söyledi. Ardından da ekledi, “bu durum özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde alınan sonuçların nedenleri üzerinde düşünmemize de engel değildir” dedi.
Ne düşündükleri hemen belli oldu. 4 Nisan'da Öcalan'ın doğum gününü kutlamak amacıyla, Urfa'nın Halfeti İlçesi Ömerli köyüne giden DTP'lilerin önü jandarma ve polis tarafından kesildi. Aralarında milletvekilleri, belediye başkanları ve parti yöneticilerinin bulunduğu 5 bin DTP'linin köye girmesi yasaklandı. Yasağa rağmen yürümeye devam eden DTP'lilerin üzerine jandarma ve polis tarafından ateş açıldı. 2 DTP'li öldürüldü. Devlet düne kadar aşağıladığı Talabani ve Barzani'yi tanıyordu. Ama Türkiye sınırları içerisindeki Kürtlerin lideri Öcalan'ın halk tarafından muhattap olarak gösterilmesine tahammülü yoktu.
AKP, bir yandan Kürtlerin haklarını tanımaktan bahsederken, öte yandan Kürtlerin çoğunluğunun gerçek temsilcilerini zorla tasfiye etmek amacında. Önümüzdeki dönem Kürtlere karşı şiddetin dozu yükselebilir. Ancak bu çözümü engelleyemez. Kürtler PKK'nin siyaset yapma hakkını savunan DTP'ye tam destek verdi. Bu tavır doğru okunmadan Kürt sorunu hakkında yapılan her açılım sahte kalacaktır.
Kürt sorununda DTP'yi ve Kürt hareketini inkar eden, baskı ve şiddeti savunan her tutum Türk emekçilerin de aleyhinedir. Barış ve Kürt sorununun adil çözümü ile "terörle mücadele" adı altında harcanan milyarlarca dolarlık kaynaklar işsizliğin önlenmesine harcanabilir. Yeni hastaneler, yeni okullar, yeni fabrikalar açılabilir. Türkiye'de demokrasinin alanı genişleyebilir, daha fazla hak kazanılabilir. Kürtler gibi Türk emekçilerinde çıkarı devletin tutum değiştirmesi ve sorunu gerçek muhattaplarıyla çözmek için masaya oturmasıdır.
Sosyalistler önümüzdeki dönem Ankara'nın şahinlerine karşı DTP'nin yanında yer almalıdır. Kürt sorununu çözümsüzlüğe itenleri teşhir etmelidir. Türk emekçiler üzerinde hakim olan milliyetçi fikirlere karşı gerçekleri yüksek sesle anlatmalıdır. Çözümsüzlük isteyenleri yenelim, adil bir barışı kazanalım.


Kuyulardan kemikler çıkıyor
Ölüm kuyuları açılmaya devam ediyor. PKK itirafçısı ve eski JİTEM üyesi Abdülkadir Aygan’ın uzun süre önce yaptığı itirafların gündeme gelmesiyle açılan Silopi’deki BOTAŞ kuyularını, Şırnak’ın Cizre ilçesindeki kuyular izledi. Bir çok tutuklama yapılırken, yine eski JİTEM’cinin Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde tarif ettiği noktada yapılan kazı sonucu çok sayıda kemik bulundu. Kazıların tümünde kemik ve kanlı bez parçaları bulunmuştu. Hâlâ inceleniyorlar.
Aygan’ın internette yayınlanan ve kitaplaştırılan itiraflarında daha bir çok faili meçhul cinayet ayrıntılı olarak anlatılmıştı. 


DTP oylarında tarihi sıçrama
 29 Mart'ta sandık başına giden Kürtler, PKK'ye siyaset hakkı ve Abdullah Öcalan'ın muhattap kabul edilmesini isteyen DTP'ye tarihsel bir destek verdi. DTP belediye sayısını artırırken, oyları doruğa ulaştı. Soldaki tablo 10 Kürt ilinde AKP ve DTP'nin 2007 ve 2009 seçimlerinde aldığı oyları gösteriyor. AKP oyları 8 Kürt şehrinde düşmüş. Adıyaman ve Tunceli'de oylarını artırmış. Tunceli Belediyesi'ni DTP alsa da AKP ona yaklaşmış. DTP’nin 2007 seçimlerinde Dersim'den aldığı oyun büyük bölümü ise bağımsız bir adaya kaymış. AKP, 2007 seçimlerinde bir tek Tunceli'den milletvekili çıkaramamıştı. 2009'da her yerde oyları düşerken Tunceli'de yüzde 7 gibi ciddi bir oranda artırmış. Beyaz eşya dağıtımı ile gündeme gelen sosyal yardımlar oy olarak karşılığını bulmuş. Geriye kalan sekiz ilde DTP patlama yapmış. Başbakanın "alacağız" dediği Diyarbakır'da 2007'de 217.155 oy alan DTP, 2009'da 375.380 bin oya sıçramış. Hakkari'de seçmenlerin yüzde 71'i DTP'ye oy vermiş.
2004 seçimlerine SHP çatısı altında giren Kürt hareketi 1,662,280 oy almıştı. 2007 genel seçimlerine bağımsız adaylarla katılan DTP'liler 1 milyon 300 oy almıştı. 2009 yerel seçimlerinde ise 2,269,482 oy alarak en yüksek düzeye ulaştı.
DTP'nin oylarını artırmasında Öcalan ile Mandela arasındaki benzerliğe yaptığı vurgu, Ergenekon soruşturması ve ölüm kuyularının açılması, Dağlıca ve Aktütün baskınları, sınır ötesi operasyonların başarısız olması gibi etkenler yatıyor. "O bölgede" yaşayanlar adil bir barış istiyor ve DTP tartışmasız birincil güç.


Çiçekgiller çözümsüzlük istiyor

Başbakanın DTP'yi hedef almasından güç alan yardımcısı Cemil Çiçek seçim sonuçlarına dair en ırkçı açıklamayı yaptı. Çiçek “DTP Güneydoğu’yu kazandı, Iğdır’ı da aldı, Ermenistan sınırına dayandı” dedi. DTP'ye oy veren yüzbinlerce Kürt Çiçek'e göre düşman, yabancı bir güçtü ve gelip sınıra dayanmıştı. Üstelik bir başka büyük düşmanın, Ermenistan'ın sınırına. Irkçı 301. maddenin mimarı ve avukatı Çiçek'in sözleri PKK'ye "Ermeni dölü" diyen 90'ların savaş konuşmalarını hatırlattı.
Ergenekon davasında ifade veren Kemal Kerinçsiz, Çiçek'in sözlerine destek verdi ve onun 301'i kahramanca savunduğunu hatırlattı. Kerinçsiz'e göre Türkiye'de bir Kürt sorunu yoktu, Ermeni sorunu vardı. Bu tespiti iki ay önce yine mahkemede ifade veren Ergenekon Terör Örgütü (ETÖ) sanığı Veli Küçük yapmıştı. Küçük'e göre Doğu sorunu bir Kürt sorunu değil Ermeni sorunuydu. Ergenekon davasında yargılanan PKK itirafçısı Abdülmuttalip Tonçer'de savunmasında "PKK Ermeni terör örgütüdür" demişti.
Ergenekon Terör Örgütü'nün bir başka sanığı İbrahim Şahin’in cebindeki 500 ismin olduğu infaz listesi "DTP içindeki Ermeniler" başlığını taşı- yordu. DTP Başkanı Ahmet Türk, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, DTP Milletvekili Aysel Tuğluk'un da aralarında bulunduğu Kürt politikacılar için suikast hazırlıkları başlamıştı. Ne de olsa Ermeniydiler, öldürülmeliy- diler.
Ermeni Konferansı düzenleyenleri "hain" ilan eden, Hrant'ın kanı elinde olan, buna rağmen adalet bakanlığı ve insan haklarından sorumlu bakan olarak görev yapan Çiçek'le ETÖ sanıklarıyla aynı fikirdeydi.
Cemil Çiçek düşmanlık yayan ve partisini Kürt illerinde hezimete uğratan ırkçı fikirlerine rağmen koltuğunda oturmaya devam ediyor. AKP örgütü sorumlusu Abdülkadir Aksu ve ırkçı savunma bakanı gibi. Onlar 12 Eylül darbesinin yarattığı devletli politikacılar. Her devrin adamları. Ve işbaşında oldukları dönemlerde Kürt sorununda şahin politikalar hüküm sürdü, kan döküldü.
Şahinler Kürt sorununun çözümsüzlüğü istiyor. Çözülürse onlara gerek kalmayacak. Milyarca dolarlık askeri bütçelerinden, sınırsız örtülü ödeneklerden yoksun kalacaklar. Onlar Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesini de istemiyor. Kıbrıs sorununun çözülmesini engelledikleri gibi.
Biri çözülürse hepsi çözülür. Çözüme en yakın olansa Kürt sorunudur.


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası