TGS, Petrol-İş, Harb-İş, Tümtis, Tez Koop-İş’ten ortak eylem
Sİ Ankara - Türk-İş Ankara şubelerinin hükümete ve Türk-İş yönetimine tepkisi 2 Nisan akşamı sokağa taştı. Petrol-İş, Tümtis, Harb-İş, Yol-İş ve Tezkop-İş sendikalarına üye işçiler şube yöneticileri ile birlikte sendikalarından Sakarya Caddesine yürüdüler. Petrol-İş kortejinin yürüyüşü boyunca atılan “Türk-İş uyuma işçiye sahip çık”, “İşçiyiz, Haklıyız, Kazanacağız”, “birleşe birleşe kazanacağız”, “yaşasın sınıf dayanışması”, “ekmek yoksa barış da yok”, “genel grev, genel direniş” sloganları kortejlerin buluştuğu Sakarya Caddesi’nde hep birlikte haykırıldı.

İşçilerin öncelikli tepkisi Türk-İş yönetimine yönelikti. “Toplu iş görüşmesi kapsamındaki taleplerin seçim kampanyası dönemi içinde hükümete iletileceği ve bu taleplerden vaz geçilemeyeceği” sözünün yerine getirilmemesinin tabanda büyük bir öfkeye yol açtığı görüldü. Sık sık atılan “Türk-İş şaşırma, sabrımızı taşırma”, “bizi dinlemeyeni yıkar geçeriz” sloganları bu öfkenin en belirgin göstergesiydi. Hükümet ise bu öfkeden nasibini “kahrolsun işçi düşmanları” ve “genel grev, genel direniş” sloganları ile aldı.
315,000 kamu işçisini kapsayacak toplu iş görüşmesinde işçilerin öne çıkardığı talepler şunlar:
En düşük işçi ücreti net 1,300 TL olmalı, son iki yıl içinde gerçek ücretlerdeki %2,5 kaybın telafi edilmesi ve iyileştirmenin son 8 yıl içinde gerçek ücretlerdeki % 14,7’lik kaybın gözetilerek yapılması, kriz bahane edilerek gündeme getirilen maddelerde geri adım atılmaması (işten çıkarmalara ve esnek çalışmaya geçit verilmemesi, sosyal haklarda kesinti yapılmaması, işsizlik fonu ve kıdem tazminatlarına kesinlikle dokunulmaması ki bu son madde açık bir savaş ilanı olarak görülüyor).
Daha önce alışık olduğumuz eylemlerden farklı görüntüler de vardı. Çeşitli sendikalara üye 500 işçi çok belirgin biçimde Türk-İş yönetiminin hareketsizliğini teşhir etti ve gerekirse “engel çıkaranların yıkılacağı” mesajını verdi. Ancak asıl öne çıkan şey, Petrol-İş Şube Başkanı Mustafa Özgen’in yağmur altında yaptığı konuşmaydı.
Türk-İş, hatta çoğu KESK eyleminden aşina olduğumuz vatan-millet sosuna batırılmış hamasi nutuklar ile zerre kadar bir benzerlik yoktu. Tersine, sürekli olarak birleşik mücadelenin ve sınıf dayanışmasının önemine vurgu yaptı konuşmacı. Sadece bu beş sendikanın değil, bütün Türk-İş sendikalarının, KESK’in, Hak-İş’in, DİSK’in bir araya gelmesi gerektiğini (bu satırların yazıldığı sırada devam eden) Yunanistan genel grevine katılacak olan sendikaların isimlerini vererek belirtti. İşçilerin taleplerini dikkate almayan sendikacı- ların alaşağı edilmekten kurtulamıyacaklarını söylemesi profesyonel bir sendika başkanından ziyade genç bir enternasyonalist işçi liderinin kimliğini yansıtı- yordu.
Petrol –İş Şube Başkanı Özgen’in dile getirdiği fikirlerin işçi sınıfı saflarında yaygınlaşması, sınıfın krize karşı mücadeleden kazanımla çıkmasına ve yeni bir sol alternatifin inşa edilmesine katkı sağlayacak.
Kemal Başak


Eylemin ardından Türk-İş yönetimi konuştu

Tabanın uyarısının 3 gün sonra Türk-İş yönetimi 12 Eylül darbesinin ürünü sendikalar kanunun değiştirilmesini istedi ve işçilerin örgütlenmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını istedi.
Türk-İş yeni sendika yasasında işkolunda barajın yüzde 10’dan yüzde 3’e indirilmesini talep ediyor. Mevcut yasaya göre bir sendikanın toplu iş sözleşmesi yetkisi alabilmesi için o işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde 10’unu üye yapması gerekiyor. Darbe anyasası sendikaya üye olmak ya da sendikadan ayrılmak için noter işlemini şart koşuyor. Bu işçiler için bir ekonomik yükümlülük haline geldiği gibi örgütrlenmekten de caydırıyor. Türk-İş notre zorunluluğun kaldırılmasını istiyor.
Banka ve noterlik hizmetlerinde, petrokimya işlerinde, kamu kuruluşlarınca yürütülen şehir içi ulaştırma hizmetlerinde grev yasak. Türk-İş bu yasağın kaldırılmasını talep ediyor.
Tabanın uyarısının ardından Türk-İş yönetimi sesini yükseltti. 


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası