Krizle birlikte fabrikalarda neler yaşanıyor? İşçiler ne düşünüyor?Krize karşı sendikalar ve emekten yana
politik akımlar nasıl bir yol izlemeli?
Damla Çimen sordu, Petrol-İş Ankara Şube Başkanı Mustafa Özgen anlattı.

Başbakanın teğet geçti dediği kriz işçi sınıfına vuruyor. Küresel ekonomik krizin etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Küresel ekonomik kriz başladığından beri kapitalizm sorgulanıyor. Neoliberalizmin sonuna gelindiği söyleniyor. Kriz tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de işçilere vuruyor. Özelleştirmeler arttı, kamusal alanlar tasfiye edildi, işçiler işten çıkarıldı. Resmi rakamlara göre Türkiye’de şu an 3,5 milyon işsiz var; iş aramayanları da eklediğimiz de bu rakam 6 milyona yaklaşıyor. Bu tabloda hükümetin sermaye yararına değil kamu yararına yönelik tedbir alması  gerekiyor.
Petrol-iş üyelerinin çoğu kamuda çalışıyor. Kamuda çalışan işçiler için ‘iş güvenceleri var, sadece ücret zammı için mücadele ediyorlar’ deniyor fakat özel sektörde ya da kamuda çalışıyor olması farketmez kriz tüm işçilerin hayatını etkiliyor; bu yüzden de tüm işçilerin ortak mücadele etmesi gerekiyor.

2 Nisan’da gerçekleştirdiğiniz eylemde, kamu kesimi toplu iş sözleşmeleri sürecinde sessiz kalan Türk-iş yönetimini işçilerin taleplerini savunmaya çağırdınız. Türk-iş yönetimi neden sessiz kalıyor? Sizin talepleriniz neler?
29 Mart seçimlerinden 3 ay önce kamu kesimi toplu iş sözleşmeleri koordinasyon kurulu kuruldu. Bu kurul yerel seçim öncesinde sendikalardan gelen talepleri hükümete sunacaktı. Ancak süreç hala başlamış değil. Türk-iş AKP’yi işçi muhaletinden korumak adına talepleri savunmadı. Artık Türk-iş’in AKP’nin arka bahçasi olarak görülmemesi için mücadeleci olması gerekiyor. Her toplu iş sözleşmesi sürecinde kamu işçilerinden fedakarlıkta bulunmaları isteniyor. Ancak fedakarlık etmesi gereken bizler değiliz
Yaşadığımız kriz sözleşmelerdeki bir çok hakkı gasp ediyor. Yıllar öncesinden kazanılan haklar elimizden alınıyor. Bu süreçte “krizin faturasını ödemeyeceğiz” ayakları yere basmayan bir söylem. Daha somut taleplerimiz olmalı. Bu taleplere kıdem tazminatına sahip çıkılması, işsizlik sigortasının sermayeye aktarılmaması ya da bölgesel ücret uygulamalarına karşı çıkmak gibi daha genel talepler de dahil.

Türk-iş’in adı son dönemde Ergenekon soruşturmasına Türk Metal Sendikası başkanının da dahil olmasıyla sıkça anıldı. Ergenekon soruşturması sendikaların darbe girişminde kullanılmak istendiğini, işçi aidatlarının çetelere aktarıldığını ortaya koydu. Bu konuyla ilgili neler düşünüyorsunuz?
İşçiler sendikalarını denetlemedikleri sürece, yönetimin icraatlarından haberdar olmuyorlar. Örneğin biz Petrol-iş Ankara şube olarak üyelerimizle hep içiçeyiz. İsteyen üyemiz istediği anda tüzüğümüze ulaşıp işleyişimizi denetleyebilir. Ancak çoğu sendikada durum böyle değil.
Bir sendikanın ve sendika başkanının evinin basılarak aranması hoş değil. Eğer o sendika için, sendika içi demokrasi, aidatların nereye aktarıldığı konularında şaibeler varsa işçilerin kendisi bu duruma el koymalıdırlar.

2 Nisan’daki eylemde öne çıkan çağrı sınıf dayanışması ve işçilerin birliğiydi. Türkiye’deki kutuplaşma, işçi sınıfının bölünmüşlüğü sizce nasıl aşılabilir? Emekçiler ve emekten yana olan politik hareketler nasıl bir yol izleyebilir?
Bir işçi hangi siyasetten olursa olsun, ürettiği sürece karnını doyurabilir. Dolayısıyla ekmek mücadelesi vermek zorundadır. İstediklerimizi elde edebilmek için de biraraya gelmeliyiz. Türkiye’ye 3 işçi konfederasyonu lükstür, birleşme gerekir.
Niyetimiz sokakta olmak ve büyümek olmalı. Bunun için emekten yana olan siyasi partilerle de birlikte olmalıyız. Biz her eylemimizi her siyasi oluşuma duyuruyoruz. Farklı siyasi görüşteki işçiler eylemlerde sol örgütleri görünce söyleniyorlar, ama oy verdikleri partilerin yanlarında olmadığını da farkediyorlar.
Yunanistan’a baktığımızda, kamu çalışanları konfederasyonu ile işçi konfedarasyonları 1 günlük grevde birleştiler. Bu duruşu Türkiye’de de göstermemiz gerekiyor.
Önümüzdeki süreçte emekten yana siyasi partiler, işsizler ve tüm konfederasyonlar birlikte hareket etmeli. 


559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası