Rıfat Solmaz
James Cameron pahalı yapımların yönetmeni olarak biliniyor ve son filmi Avatar gösterime girmeden önce filmin maliyeti, çekimi için gerekli olan teknolojinin gelişmesi için yıllarca beklendiği, özel teknikler geliştirildiği, filmin toplam 400 milyon dolara mal olduğu yazıldı.

Avatar'da bu her biri bir tanıtım kampanyası gibi çalışan başlıkların hiçbir önemi yok. Avatar'da önemli olan içerik.

Terra'yı Kurtarmak isimli animasyonu izleyenler Avatar'ın konusunun bu filme ne kadar benzediğini vurguluyor. Ama Avatar daha sert bir film, içeriğindeki sertlik beklenmedik düzeyde olan ve etkisini de görsel ve teknolojik gücünden çok bu içeriğine borçlu olan bir film. Büyük bir hikayeyi pahalı bir yapım maliyetiyle anlatan her film, küresel düzeyde genel tartışmaları yapmak zorundadır. Sadece bebeklere masallar gibi algılanan Star Wars serisi alttan alta demokrasi ve diktatörlük tartışmasını da yapar. Bu tartışmanın altından kalkamasa da George Lucas'ın Star Wars serisi iyilik ve kötülüğün mücadelesinde demokrasi ya da demokrasinin kendi içinde kötülük gibi tartışmaları yüzeysel de olsa yaparken, Avatar ise çok daha güncel politik bir tartışmayı yapmakla kalmıyor, bu tartışmada çok net bir tutum alıyor.

Bu tartışmalar, bugün de dünyanın en temel iki sorununu oluşturuyor: 1. Küresel iklim değişimi, 2. Savaş, işgal ve ırkçılık.

Avatar her iki başlıkta da ezilenlerin safında. Her iki konuda da sorumlunun, "teröre karşı önleyici savaş" doktrinini savunanlar olduğunu, neredeyse didaktik bir sertlikle vurguluyor. Pandora adlı bir gezegende doğayla uhrevi değil organik bir uyum içinde yaşayan Na'viler, dünyada tüm yeşili kurutan bir şirketin ve şirketin güvenlik birimi gibi çalışan ordunun tehdidi altındadır. Na'vilerin yaşadığı alan, insanlara enerji üretecek bir madenin tam üstündedir.

İnsanlar filmde tam bir işgalci güç olarak gösteriliyor. İşgalcilerin bir sorunu var: Pandora'nın atmosferi insanlar için uygun değil, bu yüzden mavi renkli ve üç metrelik Na'vilere benzeyen Avatarlar geliştirilerek insanlar Pandora'da dolaşabiliyor.

Pandora'nın tanıtıldığı bölümler, tüm doğanın bir bütün olduğunu ve ekolojik uyumun öneminin anlatıldığı sahneler, işgalin hem Na'vileri hem de gezegendeki tüm ekolojik dengeyi imha edişi ama aynı zamanda işgale karşı direnişin önemi ve filmin sonunda "beyaz adamın" öteki olmayı bilinçli bir biçimde tercih etmesi çok önemli. Avatar'ın savaş sahneleri özellikle Vietnam savaşını anımsatan sekanslarla dolu. Ama Avatar bir çok savaş karşıtı filmin yapamayacağı kadar açık bir biçimde Vietnam'ın ve Vietnamlının gözüyle bakıyor savaşa, işgale ve direnişe.

Bu yüzden klişeleriyle, yeniliklerle dolu olmayan senaryosuyla Avatar dev bütçeli hiçbir filmin yapamayacağı kadar açık bir biçimde neo-con ABD'siyle ideolojik bir hesaplaşmanın filmi olduğu için çok yenilikçi.

3D teknolojisi değil sadece filmi çarpıcı kılan, G. Bush politikalarını neredeyse bir Iraklının gözüyle yerden yere vurması.


Dijital sayı 27 - 11 Mayıs 2021 (pdf)

Dijital sayı 26 - 27 Nisan 2021 (pdf)

Dijital sayı 25 - 6 Nisan 2021 (pdf)

Dijital sayı 24 - 23 Mart 2021 (pdf)

Dijital sayı 23 - 16 Mart 2021 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası