
Sosyalist İşçi 322.
Sayı
(25 Nisan 2008)
DARBEYE
savaşa, küresel ısınmaya, cinsiyetçiliğe, sağlığın özelleştirilmesine, ırkçılığa,
iş kazalarına, sömürüye, milliyetçiliğe, nükleer santrallara KARŞI
1 Mayıs’a!
Hükümetin 1 Mayıs toplantısının sonucu “Ne resmi tatil yaparız ne de Taksim’e sokarız” oldu.
Her gün çalışan, sömürülen, iş kazalarına, sendikasızlığa, düşük ücrete mahkum edilen işçilere 1 Mayıs günü bile fazla görüldü.
Her zaman bir gezici bir karakolu andıran, bir çok konser ve etkinliğin gerçekleştirildiği Taksim Meydanı emekçilere yine kapatıldı.
Sendikalar 1 Mayıs’ta İstanbul’da Taksim’e çıkacaklarını hemen ilan etti.
KESK öncülüğünde Ankara ve İzmir’de de 1 Mayıs mitingi girişimi başlatıldı.
Üç büyük şehri tüm Türkiye izleyecek.
Tatilsiz bir “bayram” olsa da Taksim polis çemberiyle kuşatılsa da hiçe sayılanlar 1 Mayıs’ta alanları dolduracak.
İşçilerin, emekçilerin bir çok sorunu var. Ancak Türkiye’yi darbe tehditleriyle yönetmek isteyenlerin hamleleri her seferinde gerçek sorunların üzerini örtüyor.
Emekçi sınıfları bölüyor, dünyadaki kardeşleriyle bağlarını koparıyor.
1 Mayıs’ta tam da bu yüzden ilk başta darbeye, darbecilere, darbeyi kışkırtanlara karşı sokağa çıkmak gerek.
Onların bombaları yüzünden polisin yetkileri artırıldı. Onların yarattığı terör yüzünden demokrasinin sınırları hep daraldı.
1 Mayıs’ta demokrasiyi savunmak, sınırlarını genişletmek ve daha fazla hak talebi sokakalarda yankılanmalı.
Emekçilerin kitlesel eylemlerinin dönüştürücü gücüne tam da bugün ihti- yacımız var.
Türkiye’nin her yerinde 1 Mayıs’ta eyleme çıkan işçiler darbe tehditlerine yanıt verebilir.
1 Mayıs’ta İstanbul’da Taksim’e, Türkiye’de her yerde sokağa çıkalım.
Çalışanların birleşik ve kitlesel tepkisini gösterelim.
Cunhuriyet mitinglerinin nefret söylemiyle doldurduğu alanlarda demokrasi ve özgürlük rüzgarı estirelim.
Yeni-liberalizme, savaşa, ırkçılığa, milliyetçiliğe, cinsiyetçiliğe, homofobiye , küresel ısınmaya, askeri darbelere karşı mücadele için
Yeni bir sol
Solda Hrant Dink'in cenazesi sürecinde başlayan tartışmalar Ergenekon'un açığa çıkması ve milliyetçiliğin ulaştığı sonuçları göstermesiyle çarpıcı bir biçimde bir saflaşmaya dönüştü. "Hepimiz Ermeniyiz!" sloganını doğru ve çok önemli bulanlarla bu sloganı küçümseyen, hatta adeta bu sloganı Türklüğe hakaret olarak yorumlayanlar arasında yaşanan bölünme yeni bir sol için açılan çok güçlü bir zemin oluşturuyor aynı zamanda.
Geleneksel olan, yeni olan
Bu zemin son dönemlerde her tartışmada, her politik saflaşmada yaşanıyor. Bir yanda darbeye sessiz kalan bir sol, diğer yanda ise darbeye "amasız", "fakatsız" karşı çıkan bir sol, yeni bir sol.
Milliyetçiliğin çeşitli tonlarını kullanan bir sol, milliyetçiliğe cepheden karşı çıkan bir sol, yeni ve radikal bir sol.
Filistin sorununa dikkat çekmek için İtalya'dan gelinliğiyle geldiği Türkiye'de tecavüze uğrayıp öldürülen aktivisti gündemin en sonunda değerlendiren bir sol, bu cinayetin pompalanan ırkçı, milliyetçi ve toplumsal cinsiyetçi atmosferle bağlantısının kuran yeni bir sol.
Parti kapatmalara karşı sessiz kalan bir sol! AKP ve DTP'nin kapatılmasının siyasal demokrasinin sınırlarını tümüyle daraltılacağını savunan darbeye karşı yeni bir sol!
Cumhuriyet mitinglerini öven bir sol. Buna karşı cumhuriyet mitinglerinin askeri darbeye zemin oluşturmak üzere örgütlendiğini gören yeni bir sol.
Kürt halkının, Ermenilerin ve tüm ezilen grupların sesi olmadan, onların taleplerini koşulsuz bir netlikle savunmadan işçi sınıfının özgürlük mücadelesinin kazanmasının mümkün olmadığını savunan bir yeni sol.
devamı...
başka bir enerji mümkün!
NÜKLEER SANTRALLARI, KÜRESEL ISINMAYI
Durdurabiliriz!
Kapitalist endüstri fosil yakıt kullanmaya ve atmosferi sera gazlarıyla doldurmaya devam ediyor.
Petrol, kömür, doğalgaz tüketimi şimdi kısıtlanabilirse, dünya devletleri sera gazı emisyonlarını radikal bir şekilde azaltmaya karar verirse felaketin boyutları küçültülebilir.
Ancak dünya kapitalizmi kirli enerji seçeneklerinden vazgeçmiyor.
Kapitalist endüstri büyüdükçe enerji tüketimi artıyor.
Petrol fiyatları ABD ordusu Irak’ta petrol için kan dökmeye devam ediyor.
Kapitalist hükümetler kömür yataklarına yükleniyor.
Mısır, buğday, soya bitkilerinden elde edilen etanola yöneliş sayesinde milyonlarca insan temel besinlere ulaşamıyor.
Dünya ekonomisine yön veren aktörlerin başında petrol, otomotiv ve dev finans şirketleri geliyor. Sera gazı salımlarını azaltmak bir yana nükleer enerjiyi bir alternatif olarak sunuyorlar.
Küresel ısınmayı durdurmak zorundayız. ABD ve Türkiye’ye Kyoto Protokolü’nü imzalatmak, daha radikal önlemlerin derhal hayata geçirilmesi için hükümetler üzerinde basınç yaratmalıyız.
Pahalı, tehlikeli ve ölümcül bir seçenek olan nükleer enerji fosil yakıtlara bir alternatif olamaz. Nükleerin neler yapabileceğini gerek Nagazaki ve Hiroşima’da gerekse Çernobil’de gördük. Nükleer santralların kurulmasını engellemeliyiz.
devamı...

