Sosyalist İşçi - Devrimci, Antikapitalist Haftalık Gazete


İşçilerin katili şirketlerin egemenliği PDF Yazdır e-Posta
Pazar, 23 Kasım 2014 02:51

Ozan Tekin

Henüz Mayıs ayında Soma’da gerçekleşen ve 301 işçinin yaşamını yitirdiği katliamdan sonra bu kez de Karaman’ın Ermenek ilçesinde 18 madenci su baskını nedeniyle mahsur kaldı. İki işçinin cesedine ulaşılırken, diğerlerinin kurtulacağına dair hiçbir ümit yok.

Çalışma Bakanı Faruk Çelik ve Enerji Bakanı Taner Yıldız yine olay mahallinde. Sosyal medyada “Bu ikisini yan yana görürseniz bilin ki en az 20 işçi ölmüştür” deniliyor.

Ermenek’te işçileri kurtarma çalışmalar sürerken, Elazığ’da bir madenci, Bartın’da iki Çinli madenci, Zonguldak’ta ruhsatsız maden ocağında bir işçi daha öldü.

İş cinayetleri yalnızca Ekim ayında 160 kişiyi öldürdü. İşçileri el ele mezara gömen AKP ile patronlar ise yüzsüzce birbirlerini suçluyorlar.

AKP döneminde 15 bin işçi öldü

Hükümet temsilcileri, Soma’ya benzer şekilde, Ermenek’te de en başından itibaren patronu suçlar gibi yapıyor. Buna göre, AKP ne kadar iyi yasalar çıkarırsa çıkarsın, patronlar uygulamıyor.

Oysa bu doğru değil. Karaman’da sahibi AKP’li olan maden geçtiğimiz Haziran ayında Bakanlık tarafından denetlendi ve “kapatılmayı gerektiren eksiğe rastlanılmadı”. Öte yandan TEMA, hazırladığı bir rapor ile gelmekte olan su baskınlarına karşı hükümeti uyardı. Enerji Bakanı Taner Yıldız rapor için TEMA’ya teşekkür etti ancak herhangi bir önlem alınmadı.

Soma’da ne yapmışlardı?

AKP, Soma’da katliam sonrası bölgeye ziyaretinde halka tekme tokat saldırmış, holding patronuyla ise nazikçe el sıkışmıştı. Hükümetin sermayeyi koruyan tutumu sonrasında da devam etti. Torba yasaya dahil edilen pek çok işçi lehine madde, Soma gündemden düşünce gizlice budandı.

Maden ocaklarında yaşam odalarının zorunlu olmasına ilişkin verilen önergeyi reddeden AKP, maden işverenlerine 250 milyon TL ek ödeme yapılaması için Bakanlar Kurulu’na yetki verdi.

Soruşturmayı “ideolojik” buldu!

Ermenek’te işçiler kurtarılmayı beklerken gelen bir habere göre, Soma katliamıyla ilgili kamu görevlilerinin soruşturulmasına izin verilmedi. Çalışma Bakanı Faruk Çelik, bilirkişinin ‘kusurlu ve sorumlu’ bulduğu kamu görevlilerinin Soma fezlekesinde es geçilmesinin arkasında kendisinin olduğunu itiraf etti, “Soma soruşturmasında savcılık müfettişlerime soruşturma izni istedi vermedim. Şimdi beni ve benim bürokratlarımı sorumlu tutmak sorunu çözecek mi? Bu tür olayların tek sorumlusu biz miyiz?” diye sordu ve soruşturmayı “ideolojik” bulduğunu açıkladı.

Kâr hırsı öldürüyor!

İş cinayetleri en çok, madenciliği de kapsayan enerji sektörüyle inşaatlarda yaşanıyor. Denetimsizliğin en yaygın olduğu iş kolları bunlar. Bunların ikisi, AKP’nin övündüğü “büyüyen Türkiye”nin temel direkleri. En büyük 10 şirketin 6’sı petrol ve elektrik şirketi. Enerji sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda doğa talan ediliyor, Numan Kurtulmuş Yırca için “vahşi kapitalizm” eleştirisi yapıyor ama yeşilin ve yaşamın katledilmesini “acele kamulaştırmalar” ile AKP sağlıyor. İnşaat sektöründe çılgın projeleri devlet bankaları fonluyor, yatırımcılar için kredi alımı kolaylaştırılıyor, AKP özelleştirmelerde sınır tanımıyor. Bütün bu “büyüme” ve rant düzeni içinde zenginler servetlerine servet katarken, işçiler için güvencesiz çalışma, taşeronlaştırma ve denetimsizlik kural oluyor.

 

AKP'nin yüzsüzlüğü

• Karaman’a giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve bakanlar hep aynı açıklamaları yaptılar: “Varsa bir ihmal, bulunur, hesabı sorulur”. Yalan söylüyorlar.

Karaman’dan önce yaşanan iş cinayetlerinde de aynı sözler söylenmişti. AKP iktidarı döneminde ölen işçi sayısı 14 bine yaklaştı ancak bu cinayetlerin hepsi “hesapsız” kaldı, hiçbir patron cezalandırılmadı.

• Mahsur kalan madencilerden birinin annesi, suyu tahliye etme çalışmaları hızlansın diye eliyle toprağı kazıyor. Bir diğerinin çocuğu, “Babama Galatasaray’ın maçı olduğunu söylersek madenden çıkar” diyor. Bir diğerinin annesi “Oğlum yüzme de bilmezdi, ne yaptı ki içeride?” diye soruyor, babası gazetecilere “Öldü mü, doğru söyleyin?” diye yalvarıyor.

Bütün bunlar olurken Çalışma Bakanı Faruk Çelik’e göre ise “hayat devam ediyor”.

• Recep Tayyip Erdoğan’ın Ermenek’te facianın meydana geldiği madeni ziyareti sırasında kurtarma çalışmaları durmak zorunda kaldı. Üstelik kurtarma görevlilerine ayrılan yemekler, Erdoğan’ı korumak üzere bölgeye gelen polislere dağıtıldı. Vali, Erdoğan’dan “beyefendi” diye bahsediyor.

• AKP, Kürtlerin protestolarına karşı devreye soktuğu “güvenlik” yasalarını Ermenek için de uyguluyor. Tüm şehirlerin valiliklerine, Karaman için protesto gösterilerine katılabilecek kişilerin şehirden çıkmalarına müsaade etmemeleri için genelge yollandı. İşçileri öldürmek değil ama öldürenleri protesto etmek yasak.

 

Şirkletlerin yüzsüzlüğü

• Firma yetkililerinden Şahin Uyar, işçiler mahsur kaldığında “Kaçanın anası ağlamaz. Vahim bir olay olmuş” demişti.

• Yine Şahin Uyar “Siz yolda giderken ne zaman trafik kazası yapacağınızı tahmin edebiliyor musunuz?” diye konuştu.

• Şirket, iş cinayetini “doğal afet” ilan etti. Yaptığı açıklamada “içeriden kurtulan kardeşlerimizin bize verdiği bilgeye göre doğal bir afetten bahsedilmektedir” denildi.

• Patron Saffet Uyar son olarak devleti suçladı, kendisinin de “işçiler gibi” mağdur olduğunu söyledi. Uyar’ın bahsettiği 18 işçi yaşamını yitirdi.

 

Ne istiyoruz?

• İş güvenliğinin sağlanması için madenlere yönelik denetimler sıkılaştırılmalı, Soma’dan Ermenek’e iş cinayetlerinde ihmali olan kamu görevlilerinin soruşturulmasına izin verilmeli

• Faruk Çelik, Çalışma Bakanlığı döneminde ölen 5 bin işçinin hesap vermeli

• Taşeronlaştırma politikalarına son verilmeli

• İşçilere mezar olan şirketlerin yöneticileri tutuklanmalı

• Maden ocakları acilen kamulaştırılmalı

n Enerji politikaları derhal değiştirilmeli. Gezegeni ve yaşamı yok eden kömüre, nükleere, HES’lere, kayagazına hayır! Madenler zaman içinde kapatılırken madencilere istihdam sağlanmalı. Güneş ve rüzgara yatırım yapılmalı

n Kaybettiğimiz işçi kardeşlerimizin hesabını sormak ve sömürü-rüşvet-yağma düzenine son vermek için tüm sendika konfederasyonları ortak bir platformda birlikte mücadele etmeli. Demokratik kitle örgütleri ve emekten yana siyasi partiler, işçi sınıfının birliğini sağlamak için harekete geçmeli.

 

Saraylara savaş!

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 1000 odalı yeni sarayının maliyeti 1 milyar 370 milyon TL. Şili’de madencilerin üç ay sonra kurtarılabilmelerini sağlayan yaşam odaları ise, 40 kişi için 400 bin TL. Yani sarayın maliyetiyle 3425 yaşam odası yapılıp böylelikle aynı anda her madende “kaza” olsa dahi 137 bin madencinin hayatta kalması sağlanabilir.

Soma’dan sonra Temmuz ayında CHP’nin madenlerde yaşam odalarının zorunlu olmasıyla ilgili verdiği önerge, AKP’lilerin oylarıyla reddedilmişti.

 

 

AddThis Social Bookmark Button
 

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Buradasınız  : Anasayfa Arşiv 502 - 12 Kasım 2014 İşçilerin katili şirketlerin egemenliği