Sosyalist İşçi - Devrimci, Antikapitalist Haftalık Gazete


Marksizm Sohbetleri: İşçi demokrasisi, işçi partisi PDF Yazdır e-Posta
Salı, 02 Şubat 2010 01:22

Şenol Karakaş
Sovyet, yani işçi sınıfının kendisini egemen sınıf olarak örgütlediği işçi devleti, eşitsiz bilinç ve deneylerin toplamını ifade eder. İşçi  sınıfının tüm kesimleri ve siyasi örgütleri, işçi demokrasisinin "parlamentosu" olan Sovyetlerde tartışır, örgütlenir ve çoğunluğu kazanmak için mücadele eder.

İşçi devleti, işçi sınıfının bütününün devletidir. 1905 yılında Rusya-Japonya savaşının yarattığı ekonomik kriz ve siyasi bölünmüşlük içinde Rus işçi sınıfı ayaklandı. Ayaklanma devrimci patlamaya dönüştü. 1871 yılında Paris işçilerinin ayaklanması sırasında şekillenen Komün tipi örgütlenme 1905 devrimi sırasında Sovyet adı verilen sınıf şekillenmesinin en yüksek düzeylerinden birisinde yeniden canlandı.

Dönemin Bolşevik Partisi'nin önde gelen üyeleri Sovyet adını alan örgütlenmenin ne siyasi ne de tarihsel önemini kavrayabildiler. Bolşevik Partisi Sovyet'e ültimatom vermeye hazırlandı. Bolşeviklere göre Sovyet partiye katılmalıydı!

Tartışmaya katılan Lenin, "Sovyet mi, parti mi?" sorusunu sormanın yanlış olduğunu, hem Sovyet'i hem partiyi savunmak gerektiğini vurguladı. Sovyet, işçi sınıfının mücadele eden tüm kesimlerinin doğrudan demokrasiye en yakın biçimde işleyen kolektif eyleminin ve bilincinin ifadesiyken ve tam da bu yüzden işçi devriminin üzerinde yükseldiği, toplumun tüm ezilenlerini etrafında toparlayan politik odakken, devrimci parti de varoluşunu devam ettirmek zorunda.

Parti mi Sovyet mi tartışmasını bugün yapmak anlamsız gelebilir. Hâlihazırda işçi sınıfının öldüğünü ya da gücünü yitirdiğini düşünenler açısından kesinlikle anlamsız bir tartışma bu. Ama işçi sınıfının toplumsal değişimin sahici öznesi olma yeteneğini yitirdiğini hiçbir somut kanıt göstermeksizin savunanların da sınıflar mücadelesinde bir anlamları olduğu söylenemez.

Anlamlı olan işçi sınıfının kendi eylemi. Bu eylem kendiliğinden biçimler alabilir, patlamalar halinde devam edebilir, sendikal örgütlenmeler aracılığıyla sarsıcı eylemlere dönüşebilir, hiç beklenmedik bir anda bir işçi eylemi tetikleyici bir rol oynayabilir ve zincirleme eylemler önüne gelen tüm kurumları süpürerek yıkıcı bir güç kazanabilir. Rusya'da böyle oldu. İşçi sınıfı tarih sahnesinde kendi kaderini kendi ellerine alma cesaretini gösterdiğinde ve "ben varım " dediğinde tüm kurumlar hızla dağılmaya başladı. Rusya'da adı Sovyet olan örgütlenme kurulu tüm ilişkileri ve yapıları parçalayan eylemin aynı zamanda burjuva çağının hiçbir aşamasında eşi benzeri olmayan yaratıcılık patlamasının, adalet patlamasının, eşitlik patlamasının da adı oldu. Yine de tüm bu toplumsal patlamaya rağmen devrimci bir işçi partisine ihtiyaç var. İşçi sınıfının devrimci geleneğine ihtiyaç var. İşçi sınıfının eylem kılavuzu olacak bir kütüphaneye ihtiyacı var. Mücadelenin düzeyi ne olursa olsun, sınıf bilinci, eyleme katılan işçilerin bilinci, eylem içinde sorunu uzlaşmayla çözmek isteyenlerin ağırlığı, aşağıdan hareketin taleplerine sırtını dönmeye meyleden liderliklerin ağırlığı nedeniyle parçalı olmaya devam edecek. Sadece durgun zamanlarda değil, hareketin patlama anlarında da egemen fikirler işçi sınıfının arasına sızacak. İşçi sınıfının eylemi tarihsel bir derinliğe ulaştığında, egemen sınıf, fikirlerini sosyalistlerden daha sosyalist formüllerle ifade etmeye devam edecek. Eğer sosyalizm mücadelesi, tek başına işçi sınıfının burjuvaziyi devirme mücadelesi değilse, aynı zamanda işçi sınıfının öncülerinin işçi sınıfının geri kalan kesimlerini her gün yeniden tekrar tekrar kazanma mücadelesiyse, hareket halindeki işçilerin öncülerinin işçi sınıfının dünya tarihsel mücadele geleneği üzerinde yükselen politik fikirler üzerinde bir arada kalmaya, tartışmaya devam etmesi gerekir. Devrimci parti de budur işte!

AddThis Social Bookmark Button
 

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Buradasınız  : Anasayfa Arşiv 557 - 8 Mart 2016 Marksizm Sohbetleri: İşçi demokrasisi, işçi partisi