Simon ASSAF*
Libya bir kere daha ayaklandı. Ocak ayında Libya Devrimi’nin doğduğu kentte, Bingazi’de 2 bin kişilik kızgın bir kitle Ulusal Geçiş Konseyi’nin (UGK) merkez bürosunu bastı. Bürolarının basıldığı akşam UGK yeni seçim yasasını ilan etmeyi planlıyordu ama bu olaydan sonra açıklama Bingazi yerine Trablusgarp’a taşındı.

Binayı basan kalabalık bilgisayarları imha ederken Konsey’in başkanı Mustafa Abdül Celal’in kendilerine hitap etmesine de izin vermedi. Kalabalık daha sonra Abdül Celal’in zırhlı Land Rover arabasını yaktı.

UGK baskının sonucu olarak Konsey’in iki numaralı adamı olan Abdül Hafız Ghoka istifa etti. Ghoka Kaddafi döneminin esaki bakanlarındandı.

Libya halkı arasında devrim günlerinde yokselen beklentilere cevap veremeyen UGK hızla prstij kaybediyor.
UGK halk tarafından yolsuzluklara bulaşmış ve hızla aşiretlere ve bölgesel bölünmelere dayanarak  yeni bir diktatörlük kurmakla suçlanıyor.

Yeni seçim yasasını halk kabul etmiyor. Yasa taslağı UGK’nın hangi yöne doğru ilerlediğini gösteriyor. Yeni yasaya göre kadınların parlamentodaki yeri çok sınırlı. 200 Üyeli parlamentoda sadece %10, yani 20 kadın üye olacak.

Gene yasaya göre bütün adayların “bir mesleği” olmalı. Bu devrimi gerçekleştiren, Kaddafi hüçlerine karşı savaşan Libyalıların büyük çoğunluğunu dıştalıyor. Ve, “suçlular” diye tanımlananlar, önceki rejimde bile suçlu olarak tanımlanmış olsalar, gene de aday olamayacaklar.

Ayrıca çifte vatandaşlığı olan Libyalılar da aday olamayacaklar. Oysa bu durumda olanların çoğu eski rejim tarafından ülke dışına kaçmaya zorlanmıştı ve şimdi, devrimden sonra geri geldiler.

Birçok Libyalı artık UGK’nın devrime nasıl el koyduğunu ve çok az gerçek ilerleme gerçekleştiğini söylüyor.
UGK’nın niyetleri en açık bir biçimde geçen Ağustos ayında Trablusgarp’ın düşmesinden sonra ortaya çıktı. Asi ordusunun Trablusgarp’a girmesinde en önemli rolü oynayan Berberiler yeni hükümete alınmadılar. Oysa Berberiler Trablusgarp’ın güneyindeki dağlarda savaşarak asi ordunun  yolunu açmışlardı.

Berberiler eski rejimini devrilmesinde oynadıkları çok önemli role rağmen yeni rejimde de durumları değişmeyecek.

Çok uzun yıllardır ezilen, baskı altında olan Berberiler için hu kabul edilemez bir durum.

Bu arada UGK Kaddafi tarafından 1990’larda uygulanmaya başlanan yeni liberal politikalara devam edeceklerini açıkladı. Bu arada ayaklanma günlerinde çok aşağılara inen petrol üretimi ve ona bağlı olarak petro geliri yeniden yükselmeye başladı.Bu arada Libya petrolü Batılı büyük şirketler arasında pay ediliyor.

Bir başka ilginç olay ise NATO’nun sağladığı “hava desteği” için şimdi Libya’dan para istemesi.

Oysa Libya Devrimi ülkeyi Batılıların ellerine teslim etmek ya da hiç kiğmseye hesap vermeyen, seçilmemiş yeni bir diktatörlüğe devretmeyi hedeflemiyordu. Libya Devrimi Mısır ve Tunus devrimlerinden etkilenen Libayalıların hareketiydi.

17 Şubat ayaklanması iktidarın halk tarafından kazanılmasını sağlayabilirdi. Ayaklanmanın içinden doğan UGK başlangıçta bu potansiyele sahipti. Ne var ki Kaddafi rejiminin karşı saldırısının çapı ve olağanüstü sertliği ayaklananların dış güçlere bakmasına yol açtı.

2011 Mart ayında devrim ayaklanan halk  kitlelerinin elinden kayarak Batı ve Körfez krallıkları ve şeyhlikleri ile içiçe olan UGK’nın kontrolüne geçti.

“Uçuşa yasak bölgeye” onay veren Libyalı devrimciler hiçbir biçimde Batılı güçlerin kara operasyonlarına izin vermemeye çalıştılar. Bu durumda emperyalistler hava üstünlüğünü kazanmalarına rağmen karada varlık gösteremediler. Karada etkinlik emperyalistlerin UGK’daki yeni müttefiklerinin elindeydi.

NATO hava kuvvetleri asilerin hava kuvveti gibi çalıştı ve bu arada Batılıların, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin özel kuvvetleri asi ordusuna eğitim ve lojistik destek vermeye başladı.

Am savaşın  kanlı görevleri, kentlerin ele geçirilmesi, korunması hep asi ordusu tarafında gerçekleştirildi. Asi ordusu esas olarak devrimi başlatan güçlerdi. Şehirleri ve sokakları onlar kontrol ediyordu.

Libya’dakis avaş esas olarak petrol üzerine değildi. Kullandığı bütün retoriğe rağmen Kaddafi rejimi hiçbir zaman Batılı petrol şirketleri ile arayı bozmadı. Kaddafi ile İngiltere eski Başbakan’ı Tony Blair’in  2003 yılında Libya çöllerind eyaptıkları toplantı bu yakın ilişkinin temellerini atmıştı.

Batılılar Libya’ya müdahale ederek devrimci sürecin faklı geliştiği Tunus ve Mısısr arasında bir mevzi ele geçirmeyi planladılar. UGK aracılığıyla da bu mevziye sahip oldular.

Ne var ki, şimdilerde halkın yeniden hareketlenmesi Batılı güçlerin başarısının oldukça sallantılıolduğunu gösteriyor.

Libya halkı ayaklanmaya başladığında talep ettiklerine ulaşmaktan çok uzak ama aynı zamanda da yeniden mücadeleye başlamak için hazırlan ıyor.

Mısır ve Tunus’ta olduğu gibi Libya’da da henüz son sözler söylenmedi.


* Simon Assaf bu yazıyı Libya’dan yazdı


Dijital sayı 27 - 11 Mayıs 2021 (pdf)

Dijital sayı 26 - 27 Nisan 2021 (pdf)

Dijital sayı 25 - 6 Nisan 2021 (pdf)

Dijital sayı 24 - 23 Mart 2021 (pdf)

Dijital sayı 23 - 16 Mart 2021 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası