Bu hafta on milyonlarcamız oy kullandık. Çok doğal, değil mi? “Ne var ki bunda?” denebilir.
Kürt illerinin hemen hepsinde DTP kazandı, oy oranını artırarak birinci parti oldu. Diyarbakır, Dersim, Batman, Hakkari ve Şırnak’ta koltuklarını korudu, Iğdır’ı MHP’den, Siirt ve Van’ı AKP’den aldı. Devletin defalarca hedef gösterdiği, ikide bir dava açtığı Osman Baydemir yüzde 65 alarak yine Diyarbakır belediye başkanı seçildi. Çok doğal; ne var ki bunda? Değil mi?
Bütün bunlar doğal belki, ama kaçınılmaz değildi. Hiçbiri olmayabilirdi.
Seçimler yapılmayabilirdi. DTP çoktan kapatılmış ve tüm DTP’li belediye başkanları cezaevlerinde işkence görüyor olabilirdi. Yüzde 40 oy almış olan AKP de kapatılmış olabilirdi. Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül Yassıada’da veya başka bir adada askeri bir mahkemede yargılanıyorken, Bülent Arınç mahkemeye bile gerek görülmeden çoktan asılmış olabilirdi. Orgeneral Şener Eruygur astığı astık, kestiği kestik “Milli Şef”, Mustafa Balbay ise kapatılmamış tek parti olan kukla CHP’nin kukla başbakanı “Küçük Şef” olabilirdi. Bu yazı yazılamıyor, bu gazete yayınlanamıyor olabilirdi. Ülkedeki tek gazete zaten Cumhuriyet olabilirdi.
Pazar günü yaşadıklarımızın hiçbiri kaçınılmaz değildi. Beş yıl önce hep beraber direkten döndük. Verilmiş sadakamız varmış.
Sarıkız, Ayışığı, Eldiven, Yakamoz veya adını henüz öğrenememiş olduğumuz daha da şiirsel kod adlı darbe planlarından herhangi biri gerçekleşmiş olsaydı, ne seçim olacaktı, ne demokrasi, ne de başka bir şey.
Darbecilerin ve kurmuş oldukları geniş sivil çete örgütlenmesinin ortadan kalkmadığı açık. “Ne yapalım, yenildik, vazgeçelim bari” demeyecekleri de açık. Yaralı bir vahşi hayvan gibi tehlikeli oldukları, her türlü vahşeti uygulayabilecekleri belli.
Böyle bir tehlike hiç olmamış ve bugün de yokmuş gibi yazıp çizenler kime ve neye hizmet ediyor acaba?

Roni Margulies

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası