Volkan Akyıldırım

Kapitalizmin 400 yıllık tarihinde gerçekleşen en büyük 3. ekonomik krizin yaşandığı günümüz dünyasında milyarlarca insan günde 2 dolar gelirin altında, yoksulluk ve yoksunluk içinde yaşıyor. Kapitalist düzen insanlığın en temel ihtiyaçları olan beslenme, barınma ve sağlıklı bir yaşamı getirmezken bir de iklim felaketini yarattı. İşçilerin ve yoksulların oluşturduğu çoğunluk mutsuzluk içinde yaşıyor.

193 kapitalist devlet altında 6.5 milyar insanın yaşadığı 21. yüzyılın dünyasında kapitalizme ve sınıflı toplumların tarihine son verecek devrimler mümkün mü? Kapitalizm tarafından son sürat uçuruma doğru sürülen uygarlık treninin yönünü değiştirebilecek miyiz?

 

Cahil ve eğitimsiz yığınlar nasıl devrim yapacak?

Kapitalizm eşitsizlik üzerine kuruludur, bilgi de bir metadır ve paylaşımı da eşitsizdir; Milyonlarca insan okula gitmeden, tek bir kitap dahi okumadan yaşar. Ancak insanlık tarihi cahil ve eğitimsiz yığınların kolektif olarak mücadeleye atıldığında hızla öğrendiğini ve kendini geliştirdiğini sayısız örnekle yazar. 1871'de Paris Komünü'nü kuran, 1917'de Rusya'da iktidara gelen, bugün Tunus'ta ve Mısır'da on yıllardır iktidarda bulunan diktatörleri yıkan güç bir sürü olarak nitelenen emekçi sınıflardır.

Devrim kitaplarla, broşürlerle, aydınlamış bir grubun toplumun geri kalanını da aydınlatması ile gerçekleşmez. Devrime yol açan sınıf mücadelelerin varlığı sömürü, baskı ve eşitsizlikle belirlenen maddi koşullarından kaynaklanır; Sınıf mücadelesi bu toplumda an be an sürer. Kitleler maddi koşulları değiştirmek için harekete geçtikleri zaman kendilerini de değiştirirler. Ön yargılardan, cinsiyetçilik ya da milliyetçilik gibi burjuva fikirlerden, devletin kutsallığı gibi efsanelerden hızla koparlar. Tarihte tüm devrimler, normal koşullarda etkisiz ve inisi- yatifsiz gözüken halk yığınları tarafından gerçekleştirilmiştir. Batı kapitalistleri tarafından cahil ve barbar olarak sunulan Arap halklarının tüm dünyaya gösterdiği de budur.

Tepeden tırnağa silahlı devletler devrimi ezmeyecek mi?

Ordular, tanklar, tüfekler devletler tarafından "dış düşman" başka devletlere karşı değil "iç düşman" kendi emekçi sınıflarına çevrilmiştir. Politik gösterilere polis saldırır, hükümetler grevleri yasaklar, büyük kitle hareketlerinin karşısına ordular çıkar. Küresel kapitalizm militarizmi tırmandırır; Her gün üretilen yeni silahlar düzenin ve devletlerin imha kapasitelerini artırır. Buna karşılık milyonlar harekete geçtiğinde,  silahlardan korkmamaya başladığında ordular işlevsizleşir ve bölünür. Bir taraf eski düzeni onarmak isterken diğerleri ayaklanan halka katılır. Tunus ve Mısır Devrimleri'nin başarısı halk hareketinin orduları bölmüş ve işlevsizleştirmiş olmasından kaynaklanır. Mısır'da gizli polis örgütünün varlığına halk son verdi; Devrimden önce kimse Mübarek'in katillerine dokunulabileceğini dahi düşünmemişti.

Peki ya ABD emperyalizmi? Dünyanın en büyük ekonomik ve askeri gücü devrimleri kolayca ezmez mi?

ABD emperyalist bir güç olarak küresel kapitalizmin devam etmesi için her türden çılgınlığı yapabilir. Ancak ABD dünyayı tek bir merkezden yönetmediği gibi her şeye kadir değildir. Profesyonel ordusu, devasa silah endüstrisine rağmen hem askeri olarak müdahale ettiği halkların hem de Amerikan işçi sınıfı ve halkıyla karşı karşıya gelir.

ABD 2001'de Afganistan'ı işgal etti, ancak üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen halkın direnişini bastıramadı. Emperyalizmin Afganistan'daki bir bataklığa gömüldüğünü sadece savaş karşıtları değil ABD'li generaller de söylüyor. ABD orduları bir çok emperyalist devletin desteğini alarak 2003'te Irak'ı işgal etmişti.

8 yıl sonra, bu yılın sonunda ABD askerileri halkın direnişi nedeniyle Irak'tan çekilecek. Afgan ve Irak halkları karşılarındaki yüksek teknolojiye sahip ordulara rağmen yenilmedikleri gibi dünyada milyonlarca insan savaşa ve işgallere karşı sokağa çıktı. Amerikalı savaş karşıtları ve işçi sınıfı ekonomik bedeli kendisine ödetilen bu savaşlara karşı çıktı. Mart ayında Libya'ya saldıran ABD ordusu halkın yüzde 60'ının emperyalist müdahaleye 'hayır' demesi sonucu liderlikten çekilmek zorunda kaldı. Arap halklarının devirdiği diktatörler, ABD'nin sadık dostlarıydı. Emperyalizmin desteğine rağmen şimdi tarihin çöplüğüne gönderiliyorlar. 1960'larda Vietnam'da olduğu gibi 21. Yüzyılın dünyasında da ABD ve emperyalist ordular, NATO gibi savaş örgütleri yenilebilir.

İnsanlar gazetelerden okuduklarına, TV'lerden gördüklerine inanıyor. Medya çarpıtıp, yalan söyleyerek insanları kandırıyor.

Sadece medya değil, okullarda, dersanelerde, kışlada, evlerde hakim fikirler hakim sınıfın fikirleri; medya özgürlük için ayağa kalkanları diğer ezilenlere "terörist" olarak gösterebildiği gibi, insanca bir yaşam için grev yapan işçileri, nükleer santralara karşı mücadele eden aktivistleri, devrim için mücadele eden sosyalistleri de sistematik olarak karalıyor. Ancak sadece bu işe yaramı- yor.
Dünyanın dört bir tarafında gelişen mücadeleler medya tarafından her eve aktarılıyor. İnternet aracılığıyla dünyanın bir ucunda başlayan bir mücadele öte ucunda hemen duyulu- yor. Bu düzenden hoşnutsuz olanlar, diğer insanların da aynı hoşnutsuzluğu paylaştığını, benzer şeyleri istediğini görüyor.
Kitleler mücadeleye atıldıkça, birleştikçe medyanın yalanları da işe yaramaz; Küresel kapitalizmin bir sektörü olan medya istemeden devrime yardımcı olabilir.

Örgütsüz yığınlar nasıl devrim yapar ki?

1916 yılının sonunda Lenin "Bizim kuşak devrimi göremeyecek" diyordu. İki ay sonra devrim oldu. Tarihin gördüğü en baskıcı devletlerden biri olan Çarlık, kadın işçilerin başlattığı grevler sonucu kendiliğinden bir devrimle yıkıldı. Tarihteki tüm devrimler gibi Tunus ve Mısır devrimleri de bir plan dahilinde gerçekleşmedi. Tahrir Meydanı'nda gösteri çağrısı yapan aktivistler oraya kaç kişinin geleceğini ve ne olacağını bilmiyordu. Milyonlar Tahrir'e aktı, 18 gün boyunca faşistlerin ve polisin saldırılarına karşı direndi, Ortadoğu'nun en güçlü devlet adamların biri olan Mübarek'i devirdi.
Devrim kendiliğinden olur. 21. yüzyılda işçi sınıfının çoğunluğunun ekonomik mücadele örgütü sendikalara dahi sahip olmadığı, güçlü işçi partilerinin ve devrimci partilerin olmadığı da bir gerçek. Devrim buna rağmen olur ve işçi sınıfının kendi taban örgütlerini, siyasal örgütlerini kurmalarına da yol açar. Devrimin devam etmesi, demokratik haklardan özgürlüğü kazanmaya ilerlemesi, kapitalist üretim ilişkilerine son verilmesi için emekçi sınıfların devrimci partilere ihtiyaç vardır.  Devrimci partiler işçi sınıfının geniş kesimlerini en ileri taleplerde birleştirirken, onların kapitalizmi yıkmak için kullanılacak elinde bir silaha dönüşür. Tunus ve Mısır devrimlerinin, Ortadoğu devrimlerinin süreklileşmesi, dünya çapında kapitalizmin yenilmesi için devrimci sosyalist partilere ihtiyacımız var.

 


Dijital sayı 27 - 11 Mayıs 2021 (pdf)

Dijital sayı 26 - 27 Nisan 2021 (pdf)

Dijital sayı 25 - 6 Nisan 2021 (pdf)

Dijital sayı 24 - 23 Mart 2021 (pdf)

Dijital sayı 23 - 16 Mart 2021 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası